| ...DPT Elektronik Süreli Yayınlar |
Avrupa Birliği Ekonomilerinde
Makroekonomik Gelişmeler, Haziran 1999...
|
İÇİNDEKİLER
| 1. Giriş
2. Büyüme 3. Para ve Maliye Politikaları
|
4. Fiyatlar
5. İstihdam 6. Dış Ticaret
|
7. Sınai Üretim
|
1. Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (bir önceki yıla göre yüzde artış) 2. Sanayi Üretimi Endeksi (1990=100) 3. Sanayi Güven Göstergesi 4. Kamu Borçları (GSYİH'ya oranı) 5. Kamu Kesimi Borçlanma Gereği (GSYİH'ya oranı) 6. Geniş Tanımlı Para Arzı (1990=100) 7. Kısa-vade faiz oranları (yüzde olarak) |
8. Uzun-Vade Faiz Oranları
(yüzde olarak) 9. Fiyat Artışları (Tük. Fiy. End.de bir önceki yıla göre yüzde değişim) 10. İşsizlik (yüzde olarak) 11. Reel Efektif Döviz Kurları (1990=100) 12. İthalat (milyar ECU) 13. İhracat (milyar ECU) |
14. Dış Ticaret Dengesi
(milyar ECU)
15. Cari İşlemler Dengesi (GSYİH'ya oranı) 16. Türkiye'nin Avrupa Birliğine İhracatı (milyon dolar) 17. Türkiye'nin Avrupa Birliğinden İthalatı (milyon dolar) 18. Türkiye-Avupa Birliği Ticaret Dengesi (milyon dolar) 19. Maastricht Kriterleri |
|
|
|
|
| © DPT.ABİGM, YBM, 1999 | ||
| 1. Giriş |
Ekonomik ve Parasal Birliğin (EPB) üçüncü ve
son aşaması olan tek para birimine geçilmesiyle beraber, Avrupa Birliğinin
(AB) ekonomi politikasının en önemli önceliklerinden birisi daha gerçekleşmiş
bulunmaktadır. Uzun yıllar maliye ve para politikalarında sıkı bir disiplin
ve eşgüdüm sonucu ulaşılan bu aşamanın AB'nin refahına önemli katkılar
yapması beklenmektedir. Komisyonun 1999 yılı Ekonomik Raporunda da ifade
edildiği üzere, Birliğin şimdi önünde duran birincil ekonomik, sosyal ve
siyasi hedef istihdamı artırmak ve işsizliği düşürmektir.
| 2. Büyüme |
EPB'in hedeflerine ulaşmak yönünde sarfedilen gayretler, AB genelinde fiyat istikrarı ve sağlam bir mali sistem kurmayı çok önemli gören, istikrar yönelimli bir iktisadi "kültür" oluşmasına yolaçmıştır. İktisadi aktörlerin davranış ve beklentileri bu çerçeve içinde gelişme gösterme eğilimindedir. 1970'li yıllardaki petrol krizlerinden sonra AB ilk defa enflasyonist olmayan, istikrarlı ve yüksek bir büyüme performansı yakalama ümidindedir.
1995 ve 1996 yıllarında, konjonktürel olarak yaşanan durgunluktan sonra, son iki yılda AB ekonomileri ihracat destekli bir büyüme trendini tekrar yakalamış bulunmaktadır. Özellikle son bir buçuk yılda da iç talep canlanması, sıkı para politikasının gevşetilmesi, özel yatırım ve özel tüketimin artması gibi sebeplerle iyimser beklentiler artmıştır. AB'de 1998 yılı büyümesi uzun yıllardır ilk defa yüzde 2.8 dolayını yakalamıştır. Bununla beraber, uluslararası ekonomik konjonktürdeki dalgalanmalar özellikle iş çevreleri üzerinde kısa vadeli bazı olumsuz etkiler doğurabilecektir. Bu sebeple 1999'a ilişkin büyüme tahmini yüzde 2.1 gibi biraz daha düşük bir orandadır.
IMF, euro bölgesinde büyüme hızının 1999 yılında,
daha önce yaptığı tahmini (yüzde 2.4) değiştirerek, öngörülenden düşük
gerçekleşeceğini (yüzde 2) hesaplamaktadır (1). IMF
bu düşük performansı, uluslararası ekonomik ortamdaki olumsuzluklara ve
euro bölesindeki düşük talebe bağlamaktadır. Nitekim Avrupa Merkez Bankasının
bu yılın başlarında faiz oranlarını düşürmesi de bu duruma paralel bir
politika tedbiridir. Düşük büyüme hızının bütçe açıklarını da artıracağını
varsayan IMF, bu sebeple, bazı üye ülkelerde EPB'in önemli kriterlerinden
olan bütçe açığının GSMH'ya oranının referans değer olan yüzde 3'ü aşabileceğine
dikkat çekmektedir. Ancak, yine de 2000 yılında büyümenin tekrar iyi bir
performans yakalayarak yüzde 2.9'a yükseleceği tahmin edilmektedir.
(1) ( IMF World Economic Outlook,
1999)
| 3. Para ve Maliye Politikaları |
EPB'in üçüncü safhasına geçilmesiyle beraber, para ve maliye politikalarındaki uyum ve istikrarın artarak devam etmesi beklenmektedir. Özellikle para politikası ile ilgili olarak, bütün Euro bölgesi için Avrupa Merkez Bankası en önemli aktör durumuna gelmiştir. Maliye politikasında ise üye ülkelerin özerkliği devam etmekle beraber EPB'e ilişkin yükümlülükleri vardır.
EPB'in üçüncü safhasına kadar geçen sürede maliye ve para politikalarında kaydedilen gelişmeler oldukça olumlu olmuştur. 1994 yılında, Maastricht kriterleri ile değerlendirildiğinde, iki üye hariç bütün ülkelerin aşırı bütçe açıkları verdiği tespit edilmişti. EPB'e ilişkin yakınlaşma tedbirlerinin uygulamaya konmasıyla beraber, bu alanda büyük bir başarı kaydedilerek AB geneli için 1993'te yüzde 6.2 olan bütçe açığı (GSYİH'ya oran) 1997'de yüzde 1.9'a, 1998'de ise yüzde 1.5'e düşürülmüştür. Toplam kamu borç stoğu açısından ise beklenen performans gösterilememiştir. AB genelinde borç stoğunun GSMH'ya oranının düşüş trendine geçmekle beraber, 1998'de yüzde 70 dolayında kalması beklenmektedir.
EPB çerçevesinde takip edilen para politikasının
önemli sonuçlarından birisi faiz oranlarının gerilemesidir. 1990 yılında
yüzde 10 civarında seyreden ortalama faiz oranları merkez bankalarının
izlediği kararlı politikalar sonucu, 1996 yılından itibaren önemli ölçüde
gerilemiş ve 1998 sonlarında yüzde 4'ler seviyesine düşmüştür. Yine 1999
yılının başından itibaren Euro bölgesindeki ülkelerin döviz kurlarının
sabitlenmesi para politikası açısından istikrar getirici önemli bir gelişmedir.
Kamu finansmanında ve enfasyonla mücadelede büyük mesafe alan üye ülkeler,
EPB'in üçüncü aşamasına geçerken döviz kurlarını da sabitlemekte fazla
zorlanmamışlardır. Sabit döviz kurlarının daha istikrarlı bir finansal
yapıya ve yatırımcılar için daha cazip bir iktisadi ortama yolaçması beklenmektedir.
| 4. Fiyatlar |
1970 ve 1980'li yıllar boyunca Avrupa ekonomilerini önemli ölçüde istikrarsızlığa iten yüksek düzeyli enflasyon oranları ile mücadele EPB'in önemli bir hedefi olmuştur. Piyasalarda belirsizliğe yolaçan ve kaynak dağılımını olumsuz şekilde etkileyen yüksek enflasyon oranı 1971-80 döneminde yüzde 10.6, 1981-90 döneminde de yüzde 6.6 olarak gerçekleşmiştir.
1990'lı yıllarda EPB hedefleri çerçevesinde,
enflasyon oranı tedricen aşağıya çekilmiş ve 1998 yılında yüzde 1.0'e düşürülebilmiştir.
Bu oran, son 40 yılın en düşük oranı olma özelliğine sahiptir. Bu arada
üye ülkeler arasındaki enflasyon oranı farkları da önemli ölçüde azalmıştır.
| 5. İstihdam |
EPB'in üçüncü safhasına geçmekle maliye ve para politikalarında sağlanan performansın sonrasında, AB yeni hedef olarak işsizlik oranını düşürmeyi belirlemiştir. Ancak bu hedef, para ve maliye politikalarında istikrarı temel alan stratejinin devamını, bu arada işgücü verimliliğini ve enflasyonist olmayan ücret artışlarını gözetmeyi öngörmektedir.
1998 yılında da yüzde 10 düzeyinde kalan ve EPB'in
diğer kriterlerine göre pek ilerleme sağlanamayan işsizlik konusunda daha
kararlı bir tavır almaya hazırlanan AB, özellikle Sosyal Ortaklar (Social
Partners)'ın bu süreçteki fonksiyonuna önem vermektedir. 1970 ve 1980'li
yıllarda izlenen işgücü verimliliği ve enflasyonun çok üzerindeki ücret
artışlarına karşılık, yeni dönemde fiyat istikrarını ve işgücü verimliliğini
artırmayı amaçlayan ücret düzenlemeleri hedeflenmektedir. Sosyal Ortaklar
ulusal, bölgesel ve sektörel düzeylerde ücret artışlarını bu amaçlara uygun
olarak gerçekleştirecekler, birim işgücü maliyetinin hedeflenen enflasyon
oranlarının altında kalmasına, böylelikle yatırım karlılığı ve maliyetlerde
rekabet gücünün korunmasına özen göstereceklerdir.
| 6. Dış Ticaret |
AB ekonomileri son yıllarda giderek artan dış ticaret fazlaları vermektedir. 1994 yılında 49 milyar ECU olan dış ticaret fazlası 1997 yılında 109 milyar ECU'ye, 1998'in Kasım ayı itibarıyla da 81 milyar ECU'ye çıkmıştır. Bu gelişmede özellikle Almanya, İtalya ve İrlanda gibi önemli ticaret fazlası veren ülkeler rol oynamıştır.
Ticaret fazlasındaki bu artışlar cari işlemler dengesinde de olumlu sonuç vermiştir. Cari işlem fazlasının GSYİH'ya oranı 1995 yılında yüzde 0.7 iken 1997 yılında yüzde 1.4'e yükselmiştir. 1998 yılında da söz konusu oranın yüzde 1.3 düzeyinde gerçekleşmesi beklenmektedir.
Türkiye ile AB arasındaki ticarette AB lehine olan açık büyüyerek devam etmiştir. 1995 yılında 5.8 milyar dolar olan ticaret açığı 1996'da 11.4 milyar dolara, 1997'de ise 12.6 milyar dolara yükselmiştir. 1998 yılında söz konusu açık 10.6 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. İhraç kalemleri itibarıyla Türkiye'nin AB'ye sattığı en önemli mal grupları dokuma ve giyim, elektrikli makinalar sanayii, demir-çelik ana sanayii ve sebze ve meyve işleme sanayii ürünleridir. Önemli ithal kalemleri arasında ise elektrikli ve elektriksiz makinalar, kara nakil araçları ve petro-kimya ürünleri bulunmaktadır.
1998 yılı rakamlarına göre, Türkiye'nin toplam
ihracatında AB'nin payı yüzde 50, ithalatında ise yüzde 52 dolayındadır.
AB'nin toplam ihracatında ise yüzde 1.1'lik payla Türkiye altıncı önemli
pazar durumundadır. AB için birinci ihracat pazarı ise ABD'dir. AB'nin
toplam ithalatında Türkiye yüzde 0.7'lik payla onuncu satıcı durumundadır.
AB pazarına en çok mal satan ülke ise yüzde 8.1 payla ABD'dir.
| 7. Sınai Üretim |
Para ve maliye politikalarında sağlanan disiplin ve üyelerarası yakınlaşmanın bir sonucu olarak iş çevreleri ve sanayicilerin iyimser beklentileri artmış bu da yatırım kararlarında ve üretim üzerinde olumlu etkiler yapmıştır. 1995 yılında 103.6 olan sanayi üretimi endeksi 1997'de 108.2'ye çıkmış 1998'in ilk üç çeyreğinde de artmaya devam etmiştir. Üçüncü çeyrekte 111.9'a kadar yükselen endeksin son çeyrekte ve 1999'da, uluslararası konjonktürdeki olumsuz gelişmelerin etkisiyle, biraz duraklayabileceği beklentisi vardır.
Sanayi güven göstergesi ise1996'da büyümeye ilişkin
beklentilere paralel bir biçimde negatif iken 1997'de önemli ölçüde olumlu
bir trende dönüşmüş, 1998'in ilk yarısında ise pozitif olarak kaydedilmiştir.
Özellikle Asya'daki finans krizinin etkisiyle güven göstergesi 1998 sonbaharında
ve özellikle 1999'un ilk üç ayında tekrar karamsar bir düzeye gerilemiştir.
| KISALTMALAR |
| AB | Avrupa Birliği |
| EPB | Ekonomik ve Parasal Birlik |
| IMF | Uluslararası Para Fonu |
| GSMH | Gayrisafi Milli Hasıla |
| ECU | Avrupa Para Birimi |
| ABD | Amerika Birleşik Devletleri |
| GSYİH | Gayrisafi Yurtiçi Hasıla |
| © DPT.ABİGM, YBM, 1999, 29.9.2003 |