| Devlet Planlama Teşkilatı Süreli Yayınlar AB'den haberler, Şubat-Mart 1999, no. 2-3 |
| © DPT.ABİGM, YBM, 7 Nisan 1999 |
Almanya’da bulunan Weimar kenti, yılbaşından sonra, değişik etkinlikler ile Kültür Kenti kapsamındaki programını başlatmıştır. Weimar’ın 1999 Avrupa kültür kenti olmasının resmi açılışı, 19 Şubat 1999’da Alman Cumhurbaşkanı Roman Herzog tarafından yapılmıştır. Johann Wolfgang von Goethe’nin 250’inci doğum günü nedeniyle, Weimar’a, 1999 yılında bu ünvan verilmiştir. Böylelikle Almanya, ilki 1988 yılında Berlin olmak üzere ikinci kez kültür başkentliğine evsahipliği yapmaktadır.Her yıl bir Avrupa kentini kültür kenti ilan etme fikri, zamanın Yunan Kültür Bakanı Melina Mercouri’nin inisiyatifinde doğmuş ve AB Kültür Bakanları tarafından kabul edilmiştir. Açılışı doğal olarak Atina yapmış, daha sonra, sıra ile diğer üye devletlerden seçilen kentler kültür kenti olmuştur.
Bununla birlikte, 1991 yılında, aday ülkelere ve Orta ve Doğu Avrupa ülkelerine de bir şans tanımak için ”Avrupa Kültür Ayı” girişimi yaşama geçirilmiştir.
Bir yüzyılın dönüm noktası olması nedeniyle, 2000 yılında ilk kez birden fazla Avrupa kenti, kültür kenti ünvanına sahip olacaktır. Bu kentler, Avignon, Bergen, Bologna, Brüksel, Krakau, Helsinki, Prag, Reykjavik ve Santiago de Compostela olarak belirlenmiştir.
2004 yılına kadar ise, sırasıyla Brügge, Genua, Graz, Lille, Porto ve Rotterdam şimdiden kültür başkenti olarak seçilmiştir.
Kültür başkentlerine AB tarafından belli miktarda mali destek verilmektedir. Ancak Avrupa Parlamentosu bu desteği yetersiz bulup, 2 milyon Euro’ya yükseltilmesini talep etmiştir (1).
Bir yılı aşkın bir zamandır, Avrupa Parlamentosu ve Komisyon arasında büyük bir gerginlik ve güvensizlik ortamı yaşanmaktadır. 1996 bütçesini aklama sürecinde bir dizi yolsuzluk ortaya çıkmış ve kısmen de olsa çözümlenememiş ve sonunda AP’nin Strazburg’daki Ocak oturumunda güvensizlik oylaması gündeme gelmiştir.AB Antlaşması gereği, AP, Komisyona, yaptığı işleri yetersiz görürse, güvensizlik oyu verebilir. Bunun için AP’nin en az yüzde onu (63 AP milletvekili), Başkana güvensizlik başvurusunda bulunur. Başkan, tüm AP milletvekillerini güvensizlik oylaması başvurusu konusunda bilgilendirdikten en az 24 saat sonra, genel kurulda başvuru içeriği görüşülür. Görüşmeden en erken 48 saat sonra ise, açık oylama ile, güvensizlik oylaması konusunda karar verilir. Verilen oyların üçte ikisi ve tüm AP millevekillerinin en az yarısı güvensizlik oyu verirse, Komisyon topluca istifa eder. Ancak yerlerine başkaları atanana kadar Komisyon üyeleri görevlerini sürdürür.
Tek olarak herhangi bir Komisyon üyesine güvensizlik oyu verilemez ve istifa etmeleri için bir yaptırım uygulanamaz. Amsterdam Antlaşması da bu duruma bir değişiklik getirmemiştir. Bununla birlikte, Konsey ya da Komisyon, Komisyon üyelerinden birisi ağır bir suç işlemişse, Komisyon üyesinin görevden alınması için Avrupa Adalet Divanına başvurabilir.
Avrupa Komisyonu, 5’i bayan olmak üzere, 20 Komisyon üyesinden oluşmaktadır. Fransa, İngiltere, İtalya, İspanya ve Almanya gibi büyük devletler iki; diğer üye devletler de birer üye gönderir. Her Komisyon üyesi, ekonomik işler, tarım, çevre, ulaştırma gibi değişik Topluluk alanlarından sorumludur. Ocak 1995’te göreve başlayan mevcut Komisyon üyelerinin görevi yasal olarak Ocak 2000’de sona ermektedir. Halen Komisyon başkanı, Lüksemburg vatandaşı olan Jacques Santer’dir. Amsterdam Antlaşmasının yürürlüğe girmesinden sonra,üye devletler tarafından belirlenen Komisyon başkanı, Avrupa Parlamentosu (AP) tarafından da onaylanmak zorundadır. Komisyon üyeleri, geldikleri ülkelerin çıkarları değil, Topluluğun çıkarları doğrultusunda hareket etmekle yükümlüdür. Komisyon üyeleri, görev süreleri içinde ancak AP tarafından yapılacak bir girişimle üyelikten alınabilir.
Komisyon üyelerinin dışında, Komisyon, ayrıca, 18.000 memurun çalıştığı 24 Genel Müdürlük, bir araştırma enstitüsü ve bir istatistik bürosundan oluşmaktadır. Bunun dışında, merkezi Brüksel’de bulunan Komisyonun 15 üye devlette ve dünyanın birçok ülkesinde temsilciliği bulunmaktadır.
Komisyon, Avrupa Topluluğunu kuran antlaşmaların bekçisi durumundadır ve bu antlaşmaların gereklerinin yerine getirilip getirilmediğini denetlemekle yükümlüdür. Bunun dışında, Komisyon, Topluluk Politikalarını önerir. Yasa teklifinde bulunma hakkına sadece Komisyon sahiptir; buna inisiyatif hakkı da denmektedir. Ancak, Konsey ve AP, Komisyona belli konularda yasa taslağı sunmaları için talimat verebilir. Bunun dışında, Komisyon hazırlayacağı yasa taslakları konusunda kendisi karar verir. Komisyonun diğer bir görevi ise bütçe taslağını hazırlamaktır. Komisyonun teklif ettiği taslak, Konsey ve AP tarafından değişikliğe uğratılabilir. Bu görüşmelere Komisyon da katılır. Bütçe kesinleştikten sonra, bütçedeki kaynaklar, Komisyon tarafından yönetilir. Paraların % 80’i üye devletlere aktarılır. Burada da, Komisyonun, gerekli denetim mekanizmasına sahip olmadığı ve üye devletlere de büyük ölçüde iş düştüğü vurgulanmaktadır. Komisyon, bütçesinin neredeyse yarısını kapsayan Avrupa Tarımsal Yönlendirme Fonu, Avrupa Bölgesel Kalkınma Fonu, Avrupa Sosyal Fonu ve Uyum Fonları gibi büyük fonların yönetimi de yine Komisyona aittir.
Bu denli büyük sorumluluk taşıyan Komisyon hakkındaki yolsuzluk iddialarının güçlenmesine büyük ölçüde, Komisyon memuru Paul Van Buitenen de katkıda bulunmuştur. Van Buitenen, Komisyonun iç mali denetim biriminde çalışırken Leonardo programı hesaplarında düzensizlikler fark etmiş ve üstlerini bundan haberdar etmiştir. Alınan tedbirleri yetersiz bulan Van Buitenen Komisyon’a bir ültimatom vererek, eğer belli bir süre sonra AP’yi bundan haberdar etmezlerse bunu kendisinin yapacağını söylemiş ve bir süre sonra, AP Yeşiller Grubu'na ve Sayıştay'a dosyaları sunmuştur.
Ancak, böyle davranarak gizlilik ilkesine ve tabî olduğu iç görev yönetmeliğine aykırı davranmış olduğundan görevden alınmış ve hakkında soruşturma açılmıştır.
Hataların yapıldığını kabul eden Komisyon Başkanı J.Santer ise, tüm bu suçlamalara ve eleştirilere yanıt vermek ve AP ile Komisyon arasındaki güven ortamını tekrar tesis etmek için, AP’nin Ocak ayı oturumunda, 8 maddelik bir Program sunmuştur. Bu programa göre:
1. Komisyon'un yeniden örgütlenmesi amacıyla yeni bir konsept hazırlanacaktır;
2. Dört yıldır Komisyon'da yeni kadro açılmamıştır. Yapılan işlerin önceliklerinin araştırılması ve
bunların yerine getirilmesi için yeterli kaynakların bulunması için gereken yapılacaktır;3. Personel ile ilgili yeni kurallar getirilecektir:
4. İşe girme, rotasyon ve terfi konularında personel yönetimine ilişkin reform yapılacaktır.
- Komisyon üyeleri para karşılığı konferans veremeyecek ve başka iş yapamayacaktır.
- Komisyon üyeleri, kabineler ve Komisyonun birimleri arasındaki ilişkiler konusunda yeni kurallar getirilecektir. Kabinelerin boyutları küçültülecek ve çok uluslu olacaktır; daha çok memurlar ile çalışılacaktır.
- Memurların görev ve hakları da yeniden tanımlanacaktır
5. Müdür ve Genel Müdür atamalarında yöneticilik deneyimi ön koşul olacak ve adaylar deneme sürecinden
sonra kesin olarak işe alınacaklardır.6. Bütçe öngörüsü, Haziran 1999’a kadar yeniden gözden geçirilecek; dışarıdan alınan personel ve
görevlendirilen bürolar ile işbirliği konusunda kesin kurallar getirilecektir.7. Yolsuzluk ile mücadele konusunda bağımsız bir kurum oluşturulacaktır.
8. AP’nin bilgilendirilme konusu resmi olarak belirlenecektir. AB Komitelerinin de düzenli olarak,
haberdar edilmesi düşünülmektedir.
Aynı toplantıda, AP, bağımsız bir Akil Adamlar Komitesi'nin toplanmasını ve 15 Mart tarihine kadar yolsuzluk dosyalarını incelemeleri talebinde bulunmuştur. Bu talep doğrultusunda incelemeler yapılmış ve André MIDDELHOEK, Inga-Britt AHLENIUS, Juan Antonio CARILLO SALCEDA, Pierre LELONG ve Walter VAN GERVEN'den oluşan Akil Adamlar Komitesi, hazırladıkları raporu, 16 Mart 1999 günü saat 17.00’de AB Komisyon Başkanı Jacques Santer ve AP Başkanı Jose Maria Gil Robles’e teslim etmiştir.
Raporda, bazı Komisyon üyeleri, önemli hatalar yapmakla, yolsuzlukların engellenmesi konusunda etkisiz kalmakla ve kaydedilen yolsuzluklarda ağır sorumluluk taşımakla suçlanmaktadır. Bununla birlikte, Akil Adamlar Komitesi, AB Komisyonu üyelerinin yaptıkları hata ve yolsuzluklardan bireysel çıkar elde etmediklerini, ancak genelde yönetim kontrolünün yitirildiğini belirtmektedir.
150 sayfalık bu rapor, 16 Mart 1999 akşamı AP
siyasi grup başkanları ve AB Komisyonu tarafından incelenmiş ve saat 00.42’de
AB Komisyonu toplu olarak istifa etmiştir.
Avrupa Komisyonu'nun ihmalkarlıkla suçlandığı belli başlı yolsuzluklar şunlardır:
Avrupa Birliği bütçesinin % 80’inden fazlası yardımlara ayrılmaktadır (86 milyar Euro) ve böylece istismara açık bir zemin oluşmaktadır. Böyle olunca, harcanan paraların daha da sıkı bir şekilde denetlenmesi gerekmektedir. Buna rağmen, AB Sayıştayı, her yıl bu paraların yönetiminde yapılan hatalar konusunda, gerek Komisyonu, gerekse üye devletleri eleştirmekte ve uyarmaktadır. Sayıştayın incelemelerine göre, üye devletler, gümrük ve katma değer vergilerini düzgün bir şekilde tahsil etmedikleri için, AB bütçesi, her yıl yaklaşık olarak 70 milyar Euro zarar etmektedir.
Bu nedenlerin yanında, bir dizi yolsuzluk olayları, AP’nin 1996 bütçesini aklamamasına ve Komisyona güvensizlik oyu vermesine neden olmuştur.
Güvensizlik ortamının oluşmasına neden olan yolsuzlukların
bazıları şöyledir:
Akdeniz Programı-MED
MED-Programları, Akdeniz ülkeleri ile çevre,
ekonomide kalkınma ve altyapı konularında daha sıkı bir işbirliğinin geliştirilmesini
amaçlamaktadır. Sayıştayın, Ekim 1995’de sunduğu özel raporda, bu program
ile ilgili paraların yönetiminde düzensizliklerin bulunduğu, belgelerin
eksik olduğu, fazla masraf yazıldığı ortaya çıkmıştır. Bunun üzerine Komisyon,
bütün MED programlarını durdurmuş ve yolsuzluk ile mücadele eden bir birim
olan UCLAF’ı (Task Force For Co-ordination of Fraud Prevention) devreye
sokup, bu konuda soruşturma yaptırmıştır. Soruşturma sonucunda 2.2 milyon
Euro’nun kayıp olduğu anlaşılmıştır. Suçlular konusunda soruşturma sürmektedir.
İnsani Yardım-ECHO
Avrupa Parlamentosu, 'Avrupa Turizm Yılı' etkinlikleri
kapsamında yapılan harcamaları eleştirmiş ve Sayıştay bunun üzerine bir
soruşturma açmıştır; harcanan toplam 31.4 milyon ECU’den 4.6 milyon ECU
tutarında haksız ödeme yapıldığı anlaşılmıştır. UCLAF’ın incelediği 134
projeden 76’sında yolsuzluk tahmin edilmektedir. Soruşturma sonucunda,
Komisyonun ilgili Genel Müdürlüğünün yapısı değiştirilmiş, birçok memurun
dokunulmazlığı kaldırılmış ve Fransa, Belçika ve Yunanistan’da bazı memur
ve proje çalışanlarına karşı adli kovuşturma başlatılmıştır.
Bina Güvenliği İhalesi
Komisyon binasının güvenlik tertibatı için açılan
ihalede de, müteahhit lehine sözleşmede değişiklik yapıp, ek bir kazanç
sağlandığı iddia edilmektedir. UCLAF’ın yaptığı soruşturma sonucunda sekiz
kişinin dokunulmazlığı kaldırılmış ve ilgili kişiler hakkında adli kovuşturma
başlatılmıştır.
Leonardo Programı
Bu programın gerçekleştirilmesi için, teknik
destek hizmeti veren bir büro seçilmiştir. Yapılan rutin mali kontrollerde
gerek vergi ie ilgili gerekse sosyal sigorta primleri ile ilgili olarak
yönetmeliklere uyulmadığı anlaşılmıştır. Soruşturma sürmektedir.
Phare Programı
Phare kapsamında, Orta ve Doğu Avrupa’da bulunan Atom reaktörlerinin güvenliğine harcanması gereken paraların da, daha çok batılı uzmanların ceplerine girdiği tahmin edilmektedir. Soruşturma sürmektedir (2).
Avrupa Komisyonu Başkanı Jacques Santer'in 30 Kasım 1995 tarihinde kabul edilen Yeni Transatlantik Gündem'in (New Transatlantic Agenda) kabulünden hemen önce yaptığı konuşma aşağıda verilmiştir:
"AB ve ABD, birlikte, küresel demokrasi, barış ve istikrar için siyasi güce ve ekonomik kaynağa sahip bulunmaktadır. İkimizin de bizi tamamlayacak başka ortağı yoktur. Liderlik yarışında ortaklığa muktedir ve gönüllü olduğumuzu defalarca ispatlamış bulunmaktayız. Ortaklığımız, sadece kendi menfaatimiz için değil, aynı zamanda, bir bütün olarak dünya için de faydalı olmuş ve olmaya devam edecektir.Dünyanın en büyük iki ekonomisine sahip olan Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri, aynı zamanda, dünya ekonomisinin yarısını ellerinde tutmaktadırlar. Dünyanın en büyük ikili ticaret ve yatırım ilişkisi de AB ile ABD arasındadır ve günde 1 milyar dolara ulaşan bu transatlantik (atlantik ötesi) ticaret, dünya ticaretinin yaklaşık % 40'ını oluşturmaktadır. AB ve ABD, birlikte, dünyadaki ortak hedef ve çıkarlarını daha etkin bir şekilde geliştirebilirler.
AB ve ABD, genişlemekte olan dünyada uyumlu ekonomik gelişmeyi kolaylaştırmak için tutarlı stratejiler geliştirmede ve özellikle, geçiş veya gelişme sürecinde olan ülkelerin entegrasyonunu ve uluslararası ticaretin, mali ve parasal sistemin istikrarını kolaylaştırmada ortak çıkarları paylaşmaktadırlar.
Avrupa tek pazarının kurulması, Amerika'lı ihracatçı ve yatırımcılara yeni olanaklar sağlayarak sınır ötesi iş ilişkilerini ve dolayısıyla Avrupa'nın rekabet gücünü artırmıştır. Tek pazar, Avrupa Para Birimi euro'nun oluşmasına zemin hazırlamıştır. Euro, sadece Avrupa'lılar için değil aynı zamanda dünyanın en büyük tek pazarında faaliyet gösteren ABD'li yatırımcılar için de maliyetleri azaltarak verimliliği artıracaktır.
AB ve ABD, ayrıca, sıkı güvenlik ilişkileri ve benzeri değerlerle, demokratik yönetim, insan hakları ve pazar ekonomisi inancı ile birbirlerine bağlıdırlar. Siyaset ve güvenlik konularına bakış açıları da birbirine benzer. Silahların artırılması, işsizlik, çevrenin bozulması, uyuşturucu, suç, terorizm gibi güvenlik ve istikrarı tehdit eden küresel tehlikelerle bereber mücadele etmek zorundadırlar.
Amerikan toplumu, zenginliğini ve çeşitliliğini, son beşyüz yıllık bir süre içinde, Avrupa kökenli göçmenlere borçludur. Bu durum, Avrupalıların ve Amerikalıların ortak değerleri paylaşmalarını ve sıkı kültürel, sosyal ve siyasi ilişkilerini korumalarını açıklamaktadır.
Amerika Birleşik Devletleri, ilk ABD gözlemcilerinin Avrupa Savunma Topluluğu ve Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğuna atandıkları 1953 yılından beri, Avrupa Birliği ve onun kurucuları ile diplomatik ilişkilerini sürdürmüştür. 1961 yılında, Avrupa Toplulukları ABD Misyonu kurulmuştur. Avrupa Toplulukları da, 1954 yılında Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT) Başkanı Jean Monnet'nin yoğun çabaları sonucunda Washington'da kurulan bir Delegasyon tarafından ABD'de temsil edilmeye başlanmıştır. Birleşmiş Milletler ise, New York'ta 1964 yılında gözlemci olarak faaliyet göstermek üzere bir büro açmıştır. Washington'daki bu Delegasyon, AB'nin ABD hükümeti ile olan ilişkilerini düzenler. ABD'deki gelişmeleri Brüksel'deki merkeze bildirir ve Washington'daki diğer uluslararası kuruluşlar ile irtibatı sağlar.
AB ve ABD arasında yılda iki defa Transatlantik işbirliğini değerlendirmek ve geliştirmek üzere başkanlık zirveleri düzenlenir. AB - ABD zirvelerinde, ABD Başkanı, AB Üyesi Devletlerin Devlet ve Hükümet Başkanları ve Avrupa Komisyonu Başkanı toplanırlar. Bu Başkanlık zirveleri, Kasım 1990'da, ABD'nin Avrupa Toplulukları ile sürdürdüğü temaslar sonucunda resmileşen Transatlantik Deklârasyon'un (Transatlantic Declaration) sonucunda düzenlenmeye başlamıştır. Transatlantik Deklârasyon, eski komünist Merkezi ve Doğu Avrupa ülkelerinde hem siyasi istikrarın sağlanmasında ve hem de bu ülkelerin ekonomik yönden yeniden yapılanmalarında AB'nin çok önemli rolü olduğunu kabul ettirmiştir.
Bu Deklârasyon ile öngörülen düzenli danışma prosedürleri birçok alanda yetersiz kalmış ve ortak karar alma zorunluluğunu ortaya çıkarmıştır. 1992 Maastricht Antlaşması sonucunda Avrupa'nın güçlenmesi ile daha sıkı ve daha eşit ortaklık için yeni imkanlar doğmuştur. Ayrıca, giderek büyüyen dış tehditlere karşı, örneğin, kitle imha silahlarının artırılmasına, eski Doğu Bloku ülkelerinin durumuna, Bosna'daki savaşa, Orta Doğu'daki hassas barış sürecine ve güvenli ekonomik büyüme ve istihdama ilişkin olarak ortak hareket etme ihtiyacı ortaya çıkmıştır.
Bu ve benzeri tehditler karşısında iki taraf arasındaki ilişkilerde kararlı bir adım atmak amacıyla, Aralık 1995'te Madrid'de yapılan AB - ABD Zirvesinde, Yeni Transatlantik Gündem (New Transatlantic Agenda) kabul edilmiştir. Yeni Transatlantik Gündem ile her iki taraf, barış, demokrasi ve istikrarı geliştirmek, ekonomik gelişme ve dünya çapında liberalleşmeyi teşvik etmek, terörizm ve çevrenin bozulması gibi küresel tehditleri karşılamak ve Avrupa ve ABD halkının hükümet dışı bağlantılarını daha güçlü hale getirmek amacıyla birlikte çalışmayı kararlaştırmışlardır. Böylece, Yeni Transatlantik Gündem çok çeşitli siyasi ve ekonomik konularda benzeri görülmemiş bir işbirliği dönemini başlatmıştır. Mayıs 1998'de yapılan Londra Zirvesinde oluşturulan Transatlantik Ekonomik Ortaklık ile ekonomik ilişkilerin çerçevesi daha da derinleştirilmiş ve çeşitli konularda ikili işbirliği ve çok taraflı ticaret politikası hakkında düzenli diyalog ile desteklenen birçok ikili resmi müzakere başlatılmıştır." (3).
Avrupa Komisyonu, Çin Halk Cumhuriyeti, Bilim ve Teknoloji Bakanlığı işbirliği ile “AB-Çin Enerji İşbirliği: 21’inci Yüzyıl İçin Yeni Bir Boyut” başlığı altında üçüncü konferansını düzenlemiştir. Söz konusu konferans, 4-5 Mart 1999 tarihlerinde gerçekleşmiştir. Komisyon açısından böyle bir işbirliğin en önemli hedefi, Çin ve AB’nin enerji politikalarının dünya boyutunda gelişmesine katkıda bulunmak ve Çin’de, Avrupa enerji şirketlerinin varlıklarını gösterebilmeleri için gerekli zemini oluşturmaktır. Her iki taraf, Brüksel’de imzaladıkları ortak bildiride, AB ve Çin arasında kurumsal, siyasi, bilimsel, teknolojik, ticari ve endüstriyel seviyede enerji işbirliğini daha da güçlendirmek için çaba harcıyacaklarını ve bunun için de her iki taraf için önem taşıyan enerji konularında sürekli ve etkin dialog içinde bulunmanın; siyasi, yasal, mali şartlar da dahil olmak üzere Çin’de AB enerji şirketlerinin, ve aynı şekilde AB’de Çin enerji şirketlerinin kurulabilmesi için, gerekli tüm şarların oluşturulmasının; karşılıklı olarak değişim porogramları ile birlikte, eğitim kurslarının, seminerlerin, atölye ve araştırma çalışmalarının sürdürülmesinin; Aralık 1994’de, AB ve Çin arasında imzalanan Bilimsel ve Teknoloji alanında imzalanan Anlaşmanın sunduğu olanaklardan tam anlamıyla yararlanılmasının kaçınılmaz olduğunu bildirmişlerdir (4).
Birleşmiş Milletlerin verdiği bilgiye göre, 70 ülkede takriben 70 ile 110 milyon arasında kara mayınının bulunduğu ve 25 yıl içinde 190 milyon civarında da üretildiği tahmin edilmektedir.1 Mart 1999 tarihinde, dünyada her 20 dakikada bir kişiyi öldüren ya da sakat bırakan sözkonusu mayınların yasaklanmasına yönelik Ottawa Sözleşmesi yürürlüğe girmiştir. 134 ülke tarafından imzalanan bu sözleşme, şu ana kadar ancak 63 ülke tarafından onaylanmıştır. Dünyanın belli başlı kara mayın üreticileri olan ABD, Rusya, Çin, Hindistan, Irak, İran ve İsrail’in bu sözleşmeye destek vermediği anlaşılmıştır.
Ottawa Sözleşmesi kara mayınlarının kullanımını, depolanmasını, üretimini ve transferini yasaklamakta ve dünya ülkelerini ellerinde bulunan kara mayını stoklarını imha etmeye çağırmaktadır. Dünyanın en büyük silah üreticisi olan ABD’nin, ancak 2006 yılından sonra sözleşmeye imza atabileceği belirtilmiştir.
Söz konusu mayınların temizlenmesinin, bu mayınların yerleştirilmesinden çok daha pahalıya mal olduğu vurgulanmaktadır.
1992-98 yılları arasında AB, tüm dünyada kara mayınlarının yok edilmesi için 180 milyon ECU katkıda bulunmuştur. AB’nin hedefi, söz konusu mayınların en çok 10-15 yıl içinde tamamıyla yok edilmesidir. Komisyon, yeni teknolojiler ve daha sıkı uluslararası işbirliği ile mayınların daha etkin bir şekilde yok edilmesi için mali destek sağlamaya devam edeceğini teklif etmiştir (5).
Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), AB’nin Lome sözleşmesi gereği muz ticaretinde AKP ülkelerine tercihli sistem uygulamasını kabul etmektedir. Ancak, ABD, AB’nin bu kararı doğru uygulamadığı konusunda ısrarını sürdürmektedir. AB’ye göre, gözden geçirilmiş olan AB rejimi, gerek DTÖ’nün getirdiği yükümlülükleri, gerekse AKP ülkeleri ile yaptığı anlaşmalarının getirdiği yükümlülükleri yerine getirmek durumundadır ve bu nedenle DTÖ kararlarına aykırı davranmamaktadır.Sir Leon Brittan’a göre, ABD “yangına körükle gitmektedir”. ABD, Dünya Ticaret Örgütünü dikkate almayarak, DTÖ’nün herhangi bir izni olmadan, bir çeşit müeyyide uygulamaya karar vermiştir. Ancak, hakemler kurulu, 3.3.1999 tarihli açıklamasında, ABD’nin bu eylemini onaylamadıklarını ve ABD’nin talebine uygun bir karar vermeyi de düşünmediklerini ve bu eylemi kabuledilmez ve yasalara aykırı bulduklarını ifade etmiştir. Bununla birlikte, hakemler kurulu, tam bir uzlaşma zemini için çalışılması gerekirken, ABD’nin yangına körük ile gittiğini vurgulamıştır. Bu sorunun çözümü için, gerek DTÖ bazında, gerekse üye devletler ile görüşmeler sürdürülecektir (6).
Avrupa Komisyonu, ekonomik ve mali işlerden sorumlu Komiser Yves-Thibault de Silguy'in girişimleri ile 1999 yılı için hazırlanan Ekonomik Raporu kabul etmiştir. AB'nin ekonomik durumunun kapsamlı bir analizini içeren bu rapor, Komisyon birimleri tarafından 1998 sonbaharında yapılmış olan tahminlere dayanılarak hazırlanmış olup Haziran 1999'da Avrupa Konseyi'nde kabul edilmesi beklenen geniş kapsamlı politika hedeflerinin belirlenmesine temel teşkil edecektir. Rapora göre, AB ekonomisinin, 1998 yılında % 2.9'luk sağlıklı bir büyüme kaydettiği, fakat dünya ekonomisini etkileyen güç koşullar nedeniyle 1999 tahminlerinin daha az olumlu olduğu görülmektedir. 1998'deki olumlu ekonomik büyümenin işsizlik konusuna olumlu katkısı olduğu ve AB'de işsizlik seviyesinin 1992'den beri ilk defa sivil işgücünün % 10'unun altına düşmesine neden olduğu görülmektedir. Ekonomik ve Parasal Birlik konusunda yapılan sağlam ekonomik hazırlıklar ve Euro sürecinin 1 Ocak 1999 tarihinde başarılı bir şekilde başlatılması bu olumlu sonuçları doğurmuştur. Harici koşullar nedeniyle, AB ekonomisinde, 1999 yılında daha az olumlu gelişme beklenmektedir. Avrupa'daki güçlü ekonomik temellere ve tüketici güvenine rağmen, son belirtiler, iş dünyasında güvenin sarsıldığını ve yatırımların ve sınai üretimin, Komisyon birimlerinin sonbahar tahminlerinden daha düşük olacağını göstermektedir. Bu nedenle, 1999 yılında AB'de %2.4 olarak beklenen büyüme tahminlerinin, ilkbaharda Komisyon tahminleri yayımlandığında gözden geçirilmesi gerekecektir.Rapor, Komisyon'un mevcut ekonomik durum analizini vermekte ve gelecekte karşılaşılabilecek sorunların da bir değerlendirmesini yapmaktadır. Bu rapor ile, Haziran'da Avrupa Konseyi tarafından kabul edilmek üzere, AB'deki ekonomik politikaların koordinasyonu için temel olabilecek 1999 ekonomi politika ilkeleri ile ilgili politika opsiyonları konusunda bir müzakere başlatılması da öngörülmektedir. Bu kapsamlı ilkeler, 1999 Ekonomik Raporuna ilave olarak, 1999 Yılı İstihdam İlkeleri ile Cardiff Avrupa Konseyi'nin hazırlanmasını talep ettiği Tek Pazar ve Yapısal Politikalar raporlarının da kullanılmasını sağlayacaktır. Yıllık Ekonomik Rapor, özellikle, Birliğin ekonomik önceliklerinin geniş kapsamlı bir şekilde müzakere edilmesine olanak sağlayan Bakanlar Kurulu'na ve Avrupa Parlamentosu'na sunulacaktır (7).
16 Ekim 1998 tarihinde Avrupa Komisyonu tarafından gerçekleştirilen Euro ve Turizm konulu konferansta, Turizmden sorumlu Komisyon Üyesi Christos Papoutis, euro'ya geçiş sürecinin bütün iş dünyasını ilgilendirdiğini, turizm sektörünün, euro'nun kullanılması bakımından en ideal sektör olduğunu, küçük ve orta ölçekli işletmelerin euro'ya hazırlanmakta geciktiğini belirtmiştir.2 Şubat 1998 tarihli ve "Euro Bilgilendirme Stratejisi" konulu Komisyon Tebliğinde, euro'ya geçiş döneminde (1999-2000), euro ile ilgili bir bilgilendirme ve iletişim stratejisi uygulanması gerektiği belirtilmektedir. Bu bilgilendirme stratejisinin uygulanmasında, küçük ve orta ölçekli işletmelere, yerel ve ulusal makamların temsilcilerine, kamu görevlilerine önemli görevler düşmektedir. Tebliğe göre, sanayi ve ticaret kesimi içinde turizmin ayrı bir yeri vardır. Sanayi ve ticaret firmaları, özel veya kamuya ait işyerleri, küçük işletmeler, perakendecilerin ekonomik faaliyetlerin merkezi konumunda olmalarından dolayı, euro'ya ilişkin bilginin aktarılma görevi bu firma ve işyerlerine düşecektir. Avrupa Komisyonu, euro ile ilgili bilgilendirme ve iletişim stratejisinde, bu kampanyanın henüz AB Üyesi olmayan aday ülkelere de yayılması gerektiğini vurgulamaktadır (8).
AB Resmi İstatistik Bürosu Eurostat tarafından 4 Mart 1999 tarihinde Lüksemburg'da açıklanan rakamlara göre, euro alanında (Belçika, Almanya, İspanya, Fransa, İrlanda, İtalya, Lüksemburg, Hollanda, Avusturya, Portekiz ve Finlandiya), Aralık 1998'de % 10.7 olarak kaydedilen mevsimsel işsizlik oranı, Ocak 1999'da % 10.6'ya düşmüştür. Bu oran, Ocak 1998'de % 11.3 olarak kaydedilmişti.Eurostat, euro alanında 13.6 milyon işsiz bulunduğunu (kadın ve erkek) ve bu rakamın, Ocak 1999'da, AB üyesi 15 ülkede 16.3 milyon olarak kaydedildiğini bildirmektedir. Tablo, ILO kriterlerine uygun olarak, Ocak 1999 ve Aralık 1998 için mevsimsel işsizlik oranlarını vermektedir (9).
Tablo 1: Euro Alanında İşsizlik Oranları (%)
Kaynak: Eurostat Press Release: http:/europa.eu.int
ÜLKELER Ocak 1999 Aralık 1998 ÜLKELER Ocak 1999 Aralık 1998 Lüksenburg 2,8 2,6 Belçika 8,4 8,5 Hollanda - 3,6 Almanya 9,1 9,2 Portekiz 4,3 4,4 AB15 9,6 9,7 Avusturya 4,4 4,4 Euro Alanı 10,6 10,7 Danimarka - 4,6 Finlandiya 10,7 10,7 İngiltere - - Fransa 11,6 11,7 İrlanda 7,2 7,3 İtalya - - İsveç 7,6 7,5 İspanya 17,8 18,0
- veri yok
Yunanistan için veri bulunamamıştır.
Eurostat'ın 5 Mart 1999 tarihinde yayınladığı rapora göre, euro alanı ve AB15'in GSYİH'sı 1998'in üçüncü ve dördüncü üç aylık dönemleri arasında reel olarak % 0.2 artış göstermiştir. Bunun esas nedeni, ihracattaki düşüş ve gayri safi sabit sermaye oluşumu olarak açıklanmıştır. Euro alanında ikinci ve üçüncü üç aylık dönemler arasındaartış ise % 0.7 ve AB15'de % 0.6 olarak gerçekleşmiştir.Bir önceki yılın dördüncü üç aylık dönemi ile karşılaştırıldığında GSYİH'nın euro alanında % 2.4 ve AB15'de ise % 2.3 daha yüksek olduğu görülmüştür. 1998 yılında euro alanında GSYİH % 3.0 artış göstermiştir. Bu oran AB15 için % 2.9 olmuştur (10).
Tablo 2: GSYİH Hacmi (% değişme)²
|
|
|||||
|
|
|
|
|
||
| Euro-alanı¹ | Bir önceki üç aylık döneme göre büyüme |
|
|
|
|
| Bir önceki yılın aynı üç aylık dönemine göre büyüme |
|
|
|
|
|
| AB15 | Bir önceki üç aylık döneme göre büyüme |
|
|
|
|
| Bir önceki yılın aynı üç aylık dönemine göre büyüme |
|
|
|
|
|
| G7 | Bir önceki üç aylık döneme göre büyüme |
|
|
|
|
| Bir önceki yılın aynı üç aylık dönemine göre büyüme |
|
|
|
|
|
| ABD | Bir önceki üç aylık döneme göre büyüme |
|
|
|
|
| Bir önceki yılın aynı üç aylık dönemine göre büyüme |
|
|
|
|
|
| Japonya | Bir önceki üç aylık döneme göre büyüme |
|
|
|
|
| Bir önceki yılın aynı üç aylık dönemine göre büyüme |
|
|
|
|
|
Eurostat'ın 1 Mart 1999 tarihli basın özetine göre, hem euro alanında¹ hem de AB15'de sınai üretim eğilimi² Ekim-Aralık döneminde bir önceki üç aylık döneme kıyasla % -0.3 oranında düşmüştür.Lüksemburg, Yunanistan ve Finlandiya büyüme belirtileri gösterirken, İspanya, Fransa, İsveç, Hollanda, Portekiz, Almanya, Belçika ve İngiltere'de durgunluk gözlenmiştir. İtalya ve Danimarka'da ise önemli düşüşler görülmüştür.
Tablo 3: Üretim Eğilimi² - Tem-Eylül - Ekim-Ara. 1998 (% değişme)(Mevcut verilerle azalan düzende Üye Devletler)
| Euro-alanı | -0,3 | Almanya | -0,1 |
| AB15 | -0,3 | Belçika | -0,2 |
| Lüksemburg | 1,5 | İngiltere | -0,3 |
| Yunanistan* | 0,7 | İtalya | -0,8 |
| Finlandiya | 0,5 | Danimarka | -1,7 |
| İspanya | 0,4 | ||
| Fransa | 0,4 | ||
| İsveç* | 0,4 | ||
| Hollanda | 0,2 | ABD | 0,5 |
| Portekiz* | 0,0 | Japonya | -0,8 |
Euro alanında ara mal üretimi % - 0.5 (AB15: % -0.7) oranında düşüş gösterirken yatırım malları üretimindeki düşüş % - 0.2 (%-0.0) olarak gerçekleşmiştir. Dayanıklı tüketim mallarında ise daha durağan bir eğilim görülmüştür: % 0.1 (% 0.6). Dayanıklı olmayan tüketim mallarında ise % -0.2 (%-0.4) oranında düşüş izlenmiştir.
Yıllık değişme
Euro alanı ile AB15'de çalışma günlerini esas alan sınai üretim Aralık ayında 1997 yılının aynı ayı ile karşılaştırıldığında sırasıyla % -0.4 ve % -0.2'lik düşüş sergilemiştir. Kasım ayında büyüme % 2.9 ve % 2.5 olmuştur.
Büyüme özellikle Yunanistan'da olumlu bir artış göstermiştir: % 10.1. Portekiz (% 4.1) ve İspanya'da (% 3.4) da büyüme güçlü bir artış sergilemiştir. Belçika (% -5.3), Danimarka (% -6.2) ve İtalya'da (% -7.6) ise düşüş görülmüştür.
Hem yatırım mallarında hem de dayanıklı tüketim mallarında büyüme kaydedilirken ara mallar ve dayanıklı olmayan tüketim mallarında düşme olmuştur: % -1.6 (% -1.8) ve % -1.7 (% -2.0).
Tablo 4: Çalışma günlerine göre üretim-Aralık 1997 - Aralık 1998 (% değişme)
| Euro-alanı | -0,4 | İngiltere | 0,1 |
| AB15 | -0,2 | Hollanda | -1,7 |
| Yunanistan* | 10,1 | Belçika | -5,3 |
| Portekiz* | 4,1 | Danimarka | -6,2 |
| İspanya | 3,4 | İtalya | -7,6 |
| İsveç* | 2,9 | ||
| Lüksemburg* | 1,2 | ||
| Almanya | 0,7 | ||
| Fransa | 0,3 | ABD | 2,0 |
| Finlandiya | 0,1 | Japonya | -6,1 |
1997-1998 karşılaştırması1997 ile karşılaştırıldığında 1998 yılında çalışma gününe göre yıllık büyüme oranı euro alanında % 4.1 ve AB15'de % 3.6 olarak gerçekleşmiştir. 1996/97 oranları % 4.1 ve % 3.8 olmuştur.
Ülkelerin büyüme oranları: Finlandiya % 7.6, İspanya % 5.4, Almanya % 4.6, Fransa % 4.5, Belçika % 3.3, Danimarka ve Hollanda % 1.2, İngiltere % 0.9 ve İtalya % 0.8.
Sektörlerde en fazla büyüme, euro alanında, % 8.2 ile dayanıklı tüketim mallarında kaydedilmiştir. Bu oran AB15'de % 7.1 olmuştur. Yatırım malları da sırasıyla % 6.8 ve % 6.4 oranlarında artış göstermiştir. Ara mallar % 3.9 (% 3.3) ve dayanıklı olmayan tüketim malları % 1.3 (% 1.0) artmıştır (11).
Avrupa Toplulukları İstatistik Bürosu Eurostat tarafından 2 Mart 1998 tarihinde yapılan açıklamaya göre, Aralık 1998 ve Ocak 1999 arasında euro alanı yıllık enflasyon oranı % 0.8’de kalmıştır. Bir yıl önce ise, bu oran % 1.1 olarak kaydedilmiştir.AB-15’te ise, yıllık enflasyon oranı, Aralık ve Ocak dönemlerinde % 1.0’dan % 0.9’a düşmüştür. Ocak 1998 yılında bu oran % 1.3 olmuştur.
Avrupa ekonomik alanında da yıllık enflasyon oranı % 1.0’da kalmıştır.
Üye Devletlerde Enflasyon
En yüksek yıllık enflasyon oranları, Yunanistan (% 3.5), Portekiz (% 2.5), İrlanda (% 2.1) ve Hollanda’ya (% 2.1), en düşük enflasyon oranları ise Lüksemburg (% -1.4), İsveç (% 0.0) ve Almanya’ya ( % 0.2) aittir.
ABD, Japonya ve İsviçre
Yıllık enflasyon oranı ABD’de % 1.7’e, İsviçre’de % 0.1’e yükselirken, Japonya’da % 0.2’ye düşmüştür.
HICP ülke ağırlıkları her yıl değişmektedir ve her bir ülkenin nihai parasal hane halkı tüketim harcamaları payını yansıtmaktadır. 1999 yılı ülke ağırlığı, 1997 harcamalarının Aralık 1998 fiyatlarına uyarlanmış halini yansıtmaktadır. MUICP için harcamalar Euro olarak ifade edilmiş, EİCP ve EEAICP için ise harcamalar satın alma gücü standartı olarak ifade edilmiştir. Euro alanı ülke ağırlığı ise AB ve AEA’daki toplam payını yansıtmaktadır (12).
Tablo 5: AB'de Yıllık Enflasyon Oranı (%) (Armonize Tüketici Fiyatları Endeksine göre)
| ÜLKELER | Ocak 99-Ocak 98 | ÜLKELER | Ocak 99-Ocak 98 | |
| Euro alanı (MUICP) |
|
Belçika |
|
|
| AB15(EICP) |
|
Danimarka* |
|
|
| İspanya |
|
|||
| Lüksemburgª |
|
İtalya |
|
|
| İsveç* |
|
İngiltere* |
|
|
| Almanya |
|
İrlanda |
|
|
| Avusturya |
|
Hollanda |
|
|
| Fransa |
|
Portekiz |
|
|
| Finlandiya |
|
Yunanistan* |
|
Tablo 6: 1999 Yılı İçin HICP Ülke Ağırlıkları
|
(MUICP) |
(EICP) |
(EEAICP) |
|
| Belçika |
39.9
|
||
| Almanya |
345.2
|
||
| İspanya |
91.5
|
||
| Fransa |
210.5
|
||
| İrlanda |
9.6
|
||
| İtalya |
188.1
|
||
| Lüksemburg |
2.0
|
||
| Hollanda |
51.3
|
||
| Avusturya |
28.9
|
||
| Portekiz |
18.2
|
||
| Finlandiya |
14.8
|
||
| Euro alanı |
1000.0
|
781.7
|
774.0
|
| Danimarka* |
13.5
|
13.4
|
|
| Yunanistan* |
23.5
|
23.3
|
|
| İsveç* |
17.6
|
17.4
|
|
| İngiltere* |
163.6
|
162.0
|
|
| AB-15 |
1000.0
|
||
| İzlanda |
0.8
|
||
| Norveç |
9.1
|
||
| AEA |
1000.0
|
Tablo 7: Avrupa Para Birliği, AB
ve Avrupa Ekonomik Alanında Enflasyon Oranı (%)
|
|
Oranlar 12 Ay |
Oranlar |
|||||
| Ocak 99
Ocak 98 |
Aralık 97 |
Kasım 97 |
Ekim 97 |
Ocak 97 |
Oca.97-98 |
Kasım 98 |
|
| Belçika |
|
|
|
|
|
|
|
| Almanya |
|
|
|
|
|
|
|
| İspanya |
|
|
|
|
|
|
|
| Fransa |
|
|
|
|
|
|
|
| İrlanda |
|
|
|
|
|
|
|
| İtalya |
|
|
|
|
|
|
|
| Lüksemb. |
|
|
|
|
|
|
|
| Hollanda |
|
|
|
|
|
|
|
| Avusturya |
|
|
|
|
|
|
|
| Portekiz |
|
|
|
|
|
|
|
| Finlandiya |
|
|
|
|
|
|
|
| Eur.Alanı
(MUICP) |
|
|
|
|
|
|
|
| Danimar.* |
|
|
|
|
|
|
|
| Yunan.* |
|
|
|
|
|
|
|
| İsveç* |
|
|
|
|
|
|
|
| İngiltere* |
|
|
|
|
|
|
|
| AB 15
(EICP) |
|
|
|
|
|
|
|
| İzlanda |
|
|
|
|
|
|
|
| Norveç |
|
|
|
|
|
|
|
| AEA
(EEAICP) |
|
|
|
|
|
|
|
Komisyon Stajyerlerinden
‘ İlk Adıma’ Bağış
Komisyon üyesi Hans van den Broek, 26.2.1999 tarihinde, bir Gürcistan sivil toplum kuruluşu olan ‘İlk Adım’ (First Step) adlı kuruluşa 23.000 Euro tutarında bir çek teslim etmiştir. Bu para, değişik ülkelerden gelen ve Komisyonda staj yapan stajyerler tarafından, her staj döneminde bir hayır kurumuna bağışta bulunma geleneği çerçevesinde bağışlanmıştır. Bu para, Gürcistan’da özürlü çocukların barındığı bir yetimhanenin koşullarını düzeltmek ve haftada iki gün gelmek üzere, bir özel eğitim öğretmeninin, fizyoterapistin ve bir psikoloğun görevlendirilmesi için kullanılacaktır. ‘Ilk Adım’ adlı bu kuruluşun amacı, Tiflis’de örnek bir tesis kurarak Gürcistan’daki özürlü çocuklara daha iyi bakım sağlayabilmek ve insanları bu çocukların özel gereksinimleri konusunda bilgilendirerek ve bilinçlendirerek insanların bu çocuklara önyargısız yaklaşmalarını sağlamaktır. Bu fonun harcamaları, Gürcistanda bulunan Komisyon delegasyonu tarafından denetlenecektir (13).
Avrupa Komisyonu, Mozambik ve Cezayir için, her bir ülke için 500,000 Euro tutarında insani yardım yapmaya karar vermiştir. Avrupa Topluluğu İnsani Yardım Bürosu (ECHO) tarafından yönetilen bu yardım, gerek yerel gerekse uluslararası sivil toplum kuruluşlarının kısa dönem projelerini yürütmesinde kullanılacaktır. Mozambik’in beş eyaletinde salgın hastalık başgöstermiş ve Ocak ayı itibarıyla ülkede toplam 900 kişi ölmüştür. Değişik yardım kuruluşları vasıtasıyla, sözkonusu para ile gerek tedavi edici gerekse koruyucu önlemler getirilmeye çalışılacak ve temiz su ile kanalizasyon sistemleri iyileştirilecektir. Cezayir’de ise, bu yardım ile yerel Kızıl Haç kuruluşunun çalışmalarına destek sağlanacaktır. Bununla birlikte, sosyal çalışma uzmanlarına eğitim verilecek ve yetim ve özürlü çocukların bakımına yönelik sistemin geliştirilmesi için kullanılacaktır (14).
2. eşitliği, sosyal kaynaşmayı ve insani ilişkilerin yeniden oluşturulmasını desteklemek;
3. tarihi merkezlerin yenilenmesi de dahil olmak üzere kentsel çevreyi iyile?tirmek;
4. yerel ve küresel sürdürebilirlik konusunda çaba sarfetmek, iyi bir kent yönetimine katkıda bulunmak ve yerel idarelere daha fazla yetki vermek,
olarak sıralanmaktadır (15).
Avrupa Topluluklarının resmi istatistik bürosu olan Eurostat’ın, 12 Şubat 1999 tarihinde yayımladığı rapora göre, AB 15’te geçen yıl doğan bebeklerin sayısı takriben 4.01 milyona düşmüştür, oysa 1997 yılında AB’de 4.05 milyon bebek dünyaya gelmiştir.
Eurostat’ın bildirdiğine göre, bu sayı daha da düşecektir, çünkü yüksek bir doğum oranının gözlendiği 1960 yılında doğan bayanlar, doğurganlık yaşını aşmış ve yerlerini doğum oranı düşük olan 1965-1975 yıllarında doğan bayanlara bırakmıştır.Ölüm sayısı 1997 yılında 3.71 milyon iken, 1998 yılında 3.69 milyona düştüğü tahmin edilmektedir. Bu durum ise, AB15’in doğal nüfusun sayısal olarak (canlı doğumlar eksi ölümler) 1997’de 336.000 artmışken, geçen yıl 320.000 düşerek, belli bir düşüşün meydana geldiğini göstermektedir.
Eurostat verilerine göre, 60’lı yılların ortasında, AB 15’deki yıllık canlı doğum sayısı, bugünkü sayıdan 2 milyon daha yüksekti. 1965-1997 yıllarında ise “doğurganlık oranı dramatik bir şekilde” düşmüştür. 1996 ve 1997 yıllarında çok az bir yükselme (4.03 milyondan 4.05 milyona) meydana gelmiş olsa da genelde doğum oranlarında sürekli bir düşüş gözlenmektedir.
Bununla birlikte, 1998 yılında tüm üye devletlerde aynı yönde düşüşler meydana gelmemiştir. Örneğin, Avusturya, Finlandiya, Almanya ve Yunanistan’da doğum oranlarında belirgin bir düşüş gözlenirken, Fransa ve Hollanda’da belli bir yükseliş tahmin edilmektedir. İrlanda, hâlâ en yüksek kaba doğum oranına (bin kişi başına 14.1 doğum), İtalya (9.2) ve İspanya (9.3) ise en düşük doğum oranına sahiptir. AB ortalaması ise 10.7 olarak tahmin edilmektedir.
Eurostat verilerine göre, Avrupa’nın nüfusu yaşlanmaya devam edecektir, çünkü ölüm oranları düşmeye devam etmektedir. Çok yaşlı bir nüfusa sahip olması nedeniyle Danimarka en yüksek kaba ölüm oranına (bin kişi başına 11.0 kişi), İrlanda ise en düşük ölüm oranını (8.5) sahiptir. AB ortalaması ise 9.8 olarak tahmin edilmektedir.
İrlanda ayrıca Avrupa’nın en yüksek kaba doğal nüfus artışına sahip ülke olarak kalmaya devam etmektedir (bin kişi başına 5.5 kişi). Bu ölçü, Almanya (-0.9), İtalya (-0.7), İsveç (-0.4) ve Yunanistan’da (-0.9) eksi rakamlar ile ifade edilmeye devam etmektedir.
Eurostat’ın bu raporunda belirtildiğine göre, uluslararası göç akımının artması ile, tüm üye devletlerde belli bir nüfus artışı yaşanacaktır (16).
Tablo 8: 1998 itibarıyla Doğum,
Ölüm ve Doğal Nüfus Değişimleri
|
(1000) |
(1000) |
Değişim (1000) |
|
|
| AB 15 |
4 007.5
|
3 687.7
|
319.9
|
0.9
|
| EURO 11* |
3 038.4
|
2 823.3
|
215.1
|
0.7
|
| Belçika |
114.2
|
103.9
|
10.3
|
1.0
|
| Danimarka |
66.2
|
58.3
|
7.9
|
1.5
|
| Almanya |
776.5
|
848.0
|
-71.5
|
-0.9
|
| Yunanistan |
98.3
|
99.6
|
-1.2
|
-0.1
|
| İspanya |
364.7
|
350.7
|
14.0
|
0.4
|
| Fransa |
743.0
|
542.5
|
200.5
|
3.4
|
| İrlanda |
52.0
|
31.5
|
20.5
|
5.5
|
| İtalya |
530.1
|
569.5
|
-39.4
|
-0.7
|
| Lüksemburg |
5.4
|
3.8
|
1.6
|
3.8
|
| Hollanda |
199.0
|
137.2
|
61.8
|
4.0
|
| Avusturya |
81.6
|
78.7
|
2.9
|
0.4
|
| Portekiz |
114.6
|
107.7
|
6.9
|
0.7
|
| Finlandiya |
57.4
|
49.8
|
7.5
|
1.5
|
| İsveç |
89.2
|
92.6
|
-3.4
|
-0.4
|
| İngiltere |
715.3
|
613.9
|
101.5
|
1.7
|
| İzlanda |
4.2
|
1.8
|
2.4
|
8.7
|
| Lihtenstayn |
0.4
|
0.2
|
0.2
|
5.7
|
| Norveç |
59.2
|
43.9
|
15.3
|
3.5
|
| AEA |
4 071.3
|
3 733.6
|
337.7
|
0.9
|
| İsviçre |
77.2
|
63.3
|
13.9
|
2.0
|
Alo Çocuk Merkezine Komisyon Katkısı
Avrupa Komisyonu Türkiye Temsilciliği, çocuk istismarı ve ihmali ile ilgili olarak Türkiye'de ilk kez gerçekleştirilen Çocuk Koruma Merkezi projesine katkıda bulunmuştur. Çocuk İstismar ve İhmalini Önleme Derneği'nin Avrupa Komisyonu'na sunduğu ve 12.1.1998 tarihinde kabul edilen bu proje, fiziksel, cinsel ve duygusal istismara uğrayan ve/veya ihmal edilen çocuklara ve ailelerine destek olmayı hedeflemektedir. Bütçesi 190.000 Euro olan bu projeye, Komisyon, Avrupa - Akdeniz Ortaklığının mali kanadını oluşturan MEDA Programı çerçevesinde 150.000 Euro katkıda bulunmuştur. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK), Çocuk Mahkemeleri ve Emniyet Genel Müdürlüğü'nün işbirliğinde yürütülen Merkez Eylül 1998'de faaliyete geçmiştir. Merkezin 17 Şubat 1999 tarihindeki resmi açılışını SHÇEK'ten sorumlu Devlet Bakanı Hasan Gemici ile birlikte yapan Avrupa Komisyonu Türkiye Temsilcisi Büyükelçi Karen Fogg, Merkezin açılması ile yapılması gereken işlerin bitmediğini ve bu konuda sivil toplum kuruluşlarına önemli görevler düştüğünü vurgulamıştır (17).
Avrupa Konseyi, 1 Aralık 1998 tarihinde yapılmış olan karma "Emek ve Sosyal İşler / ECOFIN Konseyi"nde kabul edilen ve Viyana Avrupa Konseyi'nce de teyit edilmiş olan ilkeler konusundaki geçici anlaşma temelinde "1999 Yılı İstihdam İlkeleri Hakkında Karar"ı kabul etmiştir (18).
AVRUPA BİRLİĞİ KONSEYİ,Avrupa Topluluğunu kuran Antlaşma'yı göz önünde bulundurarak,
Bu Antlaşma'nın 2.Maddesi uyarınca Topluluğun görevinin istihdam standardının yükseltilmesi olduğunu dikkate alarak,
16 ve 17 Haziran 1997 tarihlerinde yapılan Amsterdam Avrupa Konseyi sonuçları, ve Amsterdam Antlaşmasının yeni İstihdam Bölümünde öngörülen usule değinen ve Konsey'in bu hükümleri derhal yürürlüğe sokmaya çalışması gereğini ifade eden Büyüme ve İstihdam Kararı'na uygun olarak,
Lüksemburg sürecini başlatan ve 20-21 Kasım 1997 tarihlerinde İstihdam konusunda yapılan Olağanüstü Avrupa Konseyi'nin koordineli bir Avrupa istihdam stratejisinin uygulanmasını esas alan sonuçları temelinde,
11-12 Aralık 1998 tarihlerinde yapılan Viyana Avrupa Konseyi'nin sonuçları temelinde,
1998 Yılı İstihdam İlkelerine ilişkin 15 Aralık 1997 tarihli Konsey Kararı, 15-16 Haziran 1998 tarihli Cardiff Avrupa Konseyi sonuçları ve bütün Üye Devletlerin, özellikle Ulusal İstihdam Eylem Planlarının sunulması vasıtasıyla Karar'da yer verilen sürecin gelişmesine yaptıkları katkıyı,
Topluluk içindeki istihdam durumunu anlatan ve 1998 ilkelerine paralel olarak istihdam politikalarını uygularken Üye Devletlerce alınan önlemleri inceleyen, Topluluk ile ortak olarak hazırlanmış 1998 Karma İstihdam Raporu'nu,
1999 Yılı için Üye Devletlerin İstihdam Politikalarına ilişkin İlkeler konusundaki 14 Ekim 1998 tarihli Komisyon önerisini,
Komisyon'un "Viyana Avrupa Konseyi dikkate alınarak hazırlanmış Avrupa istihdam stratejisi uyarınca ilerlemeyi izlemek ve değerlendirmek amacıyla istatistiklerin karşılaştırılabilirliğinin geliştirilmesi yöntemleri ile ilgili rapor"u; 1998 Karma İstihdam Raporu'nda değinilen, göstergeler alanında Komisyon ve Üye Devletler tarafından sağlanan ilerlemeyi,
Avrupa Parlamentosu'nun katkılarını içeren Karar'ı,
Ekonomik ve Sosyal Komite'nin Görüşünü,
Bölgeler Komite'sinin Görüşünü,
İstihdam ve Emek Piyasası Komite'sinin Görüşünü,
1998 İstihdam İlkelerinin uygulanmasında Sosyal Ortakların katkılarını ve Devlet veya Hükümet Başkanları ve Komisyon ile yapılan temasların sonuçlarını dikkate alarak,
1. istihdamın Avrupa Birliğinde ilk önceliğe sahip olduğunu; işsizlikle mücadele etmek ve mevcut
istihdam düzeylerini kalıcı bir temele göre yükseltmek için sürekli bir şekilde koordineli bir çalışma
yapılması zorunluluğunu;2. Lüksemburg Avrupa Konseyi'nde teyit edilen 1998 İstihdam İlkelerinin yüksek görüş imkanı, güçlü
siyasi taahhütler ve ilgili tüm tarafların geniş çaplı onayını almış bir süreç başlattığını;3. Viyana Avrupa Konseyi'nin, gelecek Köln Avrupa Konseyi'ne Lüksemburg süreci çerçevesinde bir
Avrupa İstihdam Paktının geliştirilmesi konusunda rapor sunmaları için Konsey ve Komisyon'a talimat
verdiğini;4. onbeş Üye Devlet'in hepsinin kendi Ulusal Eylem Planlarının uygulanması konusunda rapor
gönderdikleri ve böylece Komisyon ile verimli bir diyalog başlatıldığını; kendi eylem planları
kapsamında politikalarının amaçları, yöntemleri, finansmanı ve takvimlerinin açıklığa kavuşturulmasını
dikkate alan bir çalışma grubu incelemesinin başlatıldığını;5. Avrupa İstihdam Stratejisinin sürekli başarısı için, emek, ürün, hizmetler ve sermaye piyasaları
alanlarında sağlam makro-ekonomik politikalar ve yapısal reformları temel alan bütünlüklü ve koordineli
bir yaklaşımın korunmasının önemli olduğunu;6. Ekonomi Politika Komitesi ile yakın işbirliği içinde çalışan İstihdam ve Emek Piyasası Komitesinin
Görüşünü alan Konsey'in, geniş ekonomi politika ilkelerine uygun ve belirli hedefler koyan ve
sonuçların değerlendirilmesi ile ilgili ortak bir usule göre düzenli olarak başarısını izlediği istihdam
ilkelerini kabul etmesi sonucunda Üye Devletler istihdam politikalarının koordinasyonunun başlatılması
gereğini;7. ilkelerin uygulamasının, niteliklerine ve gönderildikleri Üye Devletler ve taraflar üzerindeki etkilerine
göre değişme gösterebileceğini; subsidiarite ilkesine ve Üye Devletlerin istihdama ilişkin
sorumluluklarına saygı göstermek zorunda olduğunu;8. ilkelerde belirtilen sorunlar konusunda Üye Devletlerin farklı koşullarının, münferit koşullara göre farklı
çözümler ve öncelikler getireceğini;9. 1999 Yılı İstihdam İlkeleri'nin dört ana konuyu içerdiği: istihdam edilebilirliğin geliştirilmesi,
girişimciliğin geliştirilmesi, iş alanlarının ve çalışanlarının uyumlarının teşvik edilmesi ile kadın ve
erkek arasındaki fırsat eşitliği politikalarının güçlendirilmesini;10. 1999 yılı için Ulusal Eylem Planlarının hazırlanmasında, Üye Devletlerin, iş alanı yaratılması,
istihdam edilebilirlik, daha esnek ve uyumlu iş örgütlenmesi formları ve fırsat eşitliği konusunda
ilerlemenin sağlanması için bilgi ve iletişim teknolojilerinin yarattığı yeni olanakları tam olarak
kullanmaları gereğini;11. bu ilkelerin uygulanmasının beyan edilmemiş iş sorununa çözüm getirebileceğini;
12. bölgesel ve yerel düzeylerde ortakların iş alanı yaratılması ve destekleyici koşul ve yapılar
sağlanmasındaki rol ve sorumluluklarının tam olarak kabul edilmesi ve desteklenmesi ihtiyacını;13. Avrupa Sosyal Fonu'nun insan kaynaklarına nitelik kazandırılmasına olumlu bir katkıda bulunduğu ve
yapılan yeniliklerin İstihdam Stratejisi'ne yönelik desteğin güçlendirilmesi için kullanılması gereğini;
15. kalıcı iş alanları yaratılmasında kültürel
sektörlerin rolünün Ulusal Eylem Planları kapsamında
ele alınması
gereğini;
16. Viyana Avrupa Konseyi’nin 1999 baharında,
Avrupa Topluluğunu kuran Antlaşma’nın yeni 127.Maddesi'ne
göre, Komisyon'dan,
Topluluk düzeyinde ana istihdam politikaları hakkında bir bildiri sunmasını
istediğini;
17. Viyana Avrupa Konseyi’nin, Komisyonun, sınır
ötesi rekabete açık olmayan emek-yoğun hizmetler
üzerinde azaltılmış
KDV uygulamayı isteyen Üye Devletlere izin vermesini istediğini;
18. 1998 yılında Lüksemburg sürecinin uygulanmasının,
1999 ve sonraki yıllar için düzenlemenin (streamlining)
ne kadar önemli
olduğunu gösterdiğini
BU KARARI BURADA KABUL ETMİŞLERDİR:
1. Buraya ekli bulunan 1999 Yılı İstihdam İlkeleri kabul edilmiştir.2. Her Üye Devlet, 1999 yılı Haziran ayı ortasına kadar, 1998 Ulusal Eylem Planının uygulanmasını kapsayan ve
1999 Yılı İlkelerinde getirilen değişikliklere uygun olarak Ulusal Eylem Planında yapılan düzenlemeleri anlatan
bir uygulama raporunu Konsey ve Komisyon’a gönderecektir.3. Konsey, Komisyonun, Üye Devletlerin uygulama raporları konusundaki değerlendirmesini temel alarak Eylül 1999
tarihine kadar Karma İstihdam Raporu ve 2000 Yılı için gözden geçirilmiş İstihdam İlkelerine ilişkin bir öneri
sunacağını ifade eder.4. Konsey, Üye Devletlerin uygulama raporları temelinde ve İstihdam ve Emek Piyasası Komitesi’nin de görüşlerini
alarak, İstihdam İlkelerinin ışığında Üye Devletlerin istihdam politikalarının uygulanması konusunda bir inceleme
yapacaktır. Bu incelemenin sonuçlarına göre, Konsey ve Komisyon, Topluluktaki istihdam koşulları ve istihdama
ilişkin ilkelerin uygulanması konusunda Avrupa Konseyi’ne karma bir rapor sunacaklardır. 1999 Yılı Karma İstihdam
Raporu, Ulusal Eylem Planlarının istihdam koşulları üzerindeki etkisinin ilk değerlendirmesini içerecektir.5. Konsey, tüm düzeylerdeki sosyal ortakların bu yaklaşımın her safhasına dahil olacaklarını ve bu ilkelerin
uygulanması ile yüksek bir istihdam düzeyinin teşvik edilmesine önemli bir katkıda bulunacaklarını ifade etmektedir.
Katkıları düzenli olarak değerlendirilecektir.6. Konsey, Lüksemburg sürecinin gelecekteki başarısı için ilgili taraflar arasında (Avrupa Parlamentosu, Konsey,
Komisyon, Sosyal Ortaklar, Avrupa Merkez Bankası ve Avrupa Yatırım Bankası) geniş ve yoğun bir diyaloğun
çok önemli olduğunu kabul etmektedir.7. Konsey, Komisyon ile Üye Devletlerin gelecek Köln Avrupa Konsey'ine kadar ilgili bütün göstergelerin üzerinde
bir anlaşmaya varmalarını istemektedir.
EK
1999 YILI İSTİHDAM İLKELERİ
GİRİŞ: NİCELİKSEL HEDEFLER VE GÖSTERGELER
İstihdam İlkelerinin somut ulusal eylem planlarına dönüştürülmesi zornludur. Karşılaştırılabilir istatistikleri temel alan ortak göstergelerin kullanımı, hem ulusal hem de Topluluk düzeyinde politikaların etkin bir şekilde izlenmesi ve değerlendirilmesi açısından son derece önemlidir. Şimdiye kadar, birçok Karma İstihdam Raporu'nda Temel İstihdam Performans Göstergeleri kullanılmıştır ve somut İlkelere değinen Politika Göstergeleri üzerindeki çalışmalar devam etmektedir.Üye Devletlerin istihdam politikalarının koordinasyonundaki nihai hedefin, Avrupa'daki istihdam oranında kalıcı ve önemli bir artış sağlamak olduğu Lüksemburg'da kabul edilmiştir.
Somut sonuçlar elde etmek için Üye Devletlerin:
Ayrıca, Üye Devletlerin, mümkün ve uygun olduğunda ölçülebilecek, ulusal hedefler belirlemeleri istenmektedirBunun dışında, en iyi uygulamaların seçilmesi için tarafsız kıstaslar geliştirilmelidir.
I. İSTİHDAM KAPASİTESİNİN GELİŞTİRİLMESİ
Genç işsizliği ile uzun-dönem işsizliğinin engellenmesiGenç ve uzun-dönem işsizlik eğilimini etkilemek için Üye Devletler, daha önceki bireysel gereksinimlere göre önleyici ve istihdam kapasitesine yönelik stratejiler geliştirme çabalarını yoğunlaştıracaklardır; her Üye Devlet tarafından kararlaştırılacak, dört yılı geçmeyecek fakat önemli ölçüde yüksek işsizlik oranına sahip Üye Devletlerde daha uzun olabilecek, bir dönem içinde Üye Devletler:
temin edeceklerdir.her işsiz gence, işsizlik dönemi altı ayı doldurmadan önce eğitim, yeniden eğitim, iş uygulaması, bir meslek veya başka istihdam edilebilme önlemleri şeklinde yeni bir başlangıç önerilmesini; işsiz yetişkinlere de, işsizlik dönemi oniki aya ulaşmadan önce yukarıda değinilen önlemlerden biri vasıtasıyla ya da daha genel anlamda münferit mesleki yönlendirme hizmeti vererek yeni bir başlangıç sunulmasını Bu önleyici ve istihdam kapasitesini artırıcı önlemler, uzun dönemli işsizlerin yeniden istihdam edilmelerini teşvik edici önlemlerle birleştirilmelidir.
Pasif önlemlerden aktif önlemlere geçişGerekli olduğunda, sosyal yardım, vergi ve eğitim sistemleri gözden geçirilmeli ve istihdam edilebilme kapasitesini fiili olarak destekleyecek şekilde uyumlu hale getirilmelidir. Her Üye Devlet:
istihdam edilebilme kapasitelerini geli?tirmek için aktif önlemlerden yararlanan insan sayısını önemli ölçüde artırmaya çalışacaktır. Eğitim fırsatı ya da benzer bir önlemden yararlanma fırsatı verilen işsiz sayısını artırmak için başlangıç koşulları da dikkate alınarak, aşamalı olarak en başarılı üç Üye Devlet'in ortalamasına ve en az % 20'sine ulaşmaya yönelik bir hedef belirleyecektir;
İstihdam edilebilme kapasitesinin teşvik edilmesinde istenen sonuçların elde edilmesi için sadece Üye Devletlerin faaliyetleri yeterli olmayacaktır. Sonuç olarak:
İş piyasasına girmek için gereken becerilere sahip olmadan okul sistemini terkeden genç insanların istihdam olasılıkları zayıftır. Dolayısıyla, Üye Devletler:
Pek çok grup ve birey uygun beceriler edinmek, emek piyasasına girmek ve orada kalmakta güçlük çekmektedir. Bu tür grup ve bireylerin çalışma dünyası ile bütünleşmelerini sağlamak ve ayrımcılık ile mücadele etmek için tutarlı bir dizi politika gerekmektedir. Her Üye Devlet:
İş kurma ve sürdürmenin kolaylaştırılmasıIII. FİRMALARIN VE ÇALIŞANLARININ UYUM KABİLİYETLERİNİN TEŞVİK EDİLMESİYeni kişisel girişimlerin kurulması ve küçük ve orta ölçekli işletmelerin büyütülmesi, iş yaratılması ve gençlerin eğitim olanaklarının genişletilmesi açısından zorunludur. Bu süreç, toplumda girişim bilinci teşvik edilerek, açık, istikrarlı ve tahmin edilebilir kurallar getirilerek ve risk sermayesi piyasalarının gelişmesi için koşullar iyileştirilerek desteklenmelidir. Üye Devletler, KOBİ'lerin tabi oldukları idari ve vergi ile ilgili yükü de azaltmalı ve basitleştirmelidirler. Bu politikalar, Üye Devletlerin beyan edilmemiş işle ilgili sorunları çözme çabalarını destekleyecektir. Bu amaçla Üye Devletler:
Iş alanı yaratmak için yeni fırsatların kullanılmasıfirmalar ve özellikle KOBİ'lerin, özellikle bir işin kurulma ve ilave işçi alınması aşamalarında, genel giderleri ve idari yüklerini önemli ölçüde azaltmaya dikkat edeceklerdir;
serbest meslek alanında özellikle vergi ve sosyal güvenlik rejimleri konularında oluşabilecek her tür engeli, azaltmak amacıyla, inceleyerek, küçük işletmeler oluşturarak ve girişimcilik için eğitimi ve girişimciler için hedef destek hizmetlerini destekleyerek serbest mesleğin geliştirilmesini teşvik edeceklerdir.
Avrupa Birliği istihdam sorununu başarıyla halletmek istiyorsa, meslek, yeni teknolojiler ve yeniliklerle ilgili tüm olanakları etkin bir şekilde kullanmalıdır. Bu amaçla Üye Devletler:
yerel düzeyde, sosyoekonomik alanda, çevre teknolojileri alanında ve pazar tarafından doyurulmamış gereksinimlere bağlı yeni faaliyetlerde iş alanı yaratılması ile ortaya çıkan olanaklardan tam anlamıyla yararlanılması için önlemler alacak ve bu tür önlemlerin önündeki engelleri, azaltmak amacıyla, inceleyecektir;
diğerlerinin yanı sıra daha fazla ve daha iyi meslekler yaratmak amacıyla bilgi toplumunun ve çevre sektörünün istihdam potansiyelini de dikkate alarak, hizmetler sektörü ve sanayi-bağlantılı hizmetlerin istihdam potansiyelinin tam olarak kullanılması için çerçeve koşulları geliştirecektir.
Vergi sisteminin istihdamı teşvik edici bir hale getirilmesiVe emek üzerindeki yüksek vergi ve harçlara (1980 yılında % 35 oranından 1995'de % 42'ye çıkan) yönelik uzun vadeli eğilimin tersine çevrilmesi. Her Üye Devlet:
gerekirse ve mevcut durumunu gözönünde bulundurarak, genel vergi yükünü aşamalı olarak azaltmak için bir hedef, ve uygun olduğunda, kamu finansmanının iyileşmesini veya sosyal güvenlik programlarının mali dengesini tehlikeye sokmadan, özellikle, nispeten niteliksiz ve düşük ücretli emek alanında, emek ve ücretsiz emek maliyetleri üzerindeki vergi baskısını azaltmak üzere bir hedef belirleyecektir. Uygun olursa, enerji veya kirletici emisyonlara vergi koyulması ya da herhangi bir yeni vergi önlemi alınmasının istenip istenmediğini araştıracaktır;
yükümlülüğü olmadan, sınır ötesi rekabete açık olmayan emek-yoğun hizmetler üzerindeki KDV oranının azaltılmasının tavsiye edilip edilemeyeceğini araştıracaktır.
İş organizasyonunun modernleştirilmesiİş organizasyonu ve iş tiplerinin modernizasyonunu sağlamak için her düzeyde (Avrupa, ulusal, yerel ve işletme düzeyinde) güçlü bir ortaklık kurulması gereklidir:
Tüm düzeylerdeki sosyal ortakların, işletmeleri daha üretken ve rekabete hazır duruma getirmek ve esneklik ile güvenlik arasında gereken dengeyi sağlayabilmek amacıyla, esnek çalışma düzenlemeleri de dahil olmak üzere, çalışma organizasyonunu modernleştirmek için anlaşmalar yapmaları istenmektedir. Bu tür anlaşmalar, örneğin, çalışma zamanının yıllık rakam olarak ifadesini, çalışma saatlerinin azaltılmasını, fazla mesainin azaltılmasını, yarım-zamanlı işin geliştirilmesini, ömür boyu öğrenmeyi ve kariyer kesintilerini içerebilir.
İşletmelerde uyumun desteklenmesi
İşletmeler içinde beceri düzeylerinin yenilenmesi amacıyla Üye Devletler:
IV. KADIN VE ERKEK ARASINDAKİ FIRSAT EŞİTLİĞİNİN
GÜÇLENDİRİLMESİ
Toplumsal cinsiyet yaklaşımıKadınlar hâlâ istihdam piyasasına giriş, kariyer ilerlemesi, kazanç ile çalışma ve ev yaşamını birleştirme konularında sorunlarla karşılaşmaktadırlar. Dolayısıyla, diğerlerinin yanısıra:
Dolayısıyla Üye Devletler:aktif emek piyasası politikalarının, işsizlikteki paylarıyla orantılı olarak kadınlara da açık olmasının temini, kadın emeği arzı üzerindeki olumsuz etkilerinden dolayı vergi-sosyal yardım engellerinin azaltılması, yeni iş kurmayı ya da serbest çalışmayı isteyen kadınların önündeki engellere özel bir önem verilmesi, kadınların esnek çalışma organizasyonu tiplerinden olumlu yönde yararlanmalarının temini önemlidir. Her dört konuda da İlkelerin uygulanmasında bir toplumsal cinsiyet yaklaşımını benimseyeceklerdir. Bu yaklaşımdaki ilerlemenin anlamlı bir şekilde değerlendirilmesi için, Üye Devletlerin yeterli veri toplama sistemleri ve usulleri sağlamaları gerekecektir.
Toplumsal cinsiyet farklılıklarının giderilmesiÜye Devletler ile sosyal ortaklar fırsat eşitliğini uygulama isteklerini kadınların istihdam oranlarını artırarak göstermelidirler. Aynı zamanda, belirli ekonomik sektörler ile mesleklerdeki kadın veya erkek oranlarındaki dengesizlik ile kadınların kariyer fırsatlarının geliştirilmesi konularına da dikkat edeceklerdir. Üye Devletler:
Ev ve iş yaşamının birlikte yürütülmesikadınların istihdamının artmasını faal bir biçimde destekleyerek kadın ve erkek işsizlik oranlarındaki farklılığı gidermeye çalışacak, tüm sektör ve mesleklerde kadın ve erkeklerin dengeli bir şekilde temsil edilmeleri için önlemler alacaklardır. Toplumsal cinsiyet farklılıklarını azaltmak amacıyla, Üye Devletler kadının ilerlemesine ilişkin önlemlerin artırılması için de çaba göstereceklerdir.
Kariyer kesintileri, doğum izni ve yarı-zamanlı iş, hem işveren hem de çalışanların çıkarlarına hizmet eden esnek çalışma düzenlemeleri ile ilgili politikalar, kadın ve erkek açısından çok önemlidir. Bu alandaki çeşitli Direktiflerin ve sosyal ortaklık anlaşmalarının uygulanması hızlandırılmalı ve düzenli olarak izlenmelidir. Kadın ve erkeğin emek piyasasına girmeleri ve sürekli katılımlarının desteklenmesi amacıyla, çocuklar ve diğer bağımlı aile bireyleri için kaliteli bakım hizmetlerinin yeterli olması zorunludur. Bu bağlamda ailevi sorumlulukların eşit olarak paylaşımı çok önemlidir. Fırsat eşitliğinin güçlendirilmesi için Üye Devletler ve sosyal ortaklar:
Emek piyasasına yeniden girişin kolaylaştırılmasıçocuklar ve diğer bağımlı aile bireyleri için maddi açıdan uygun, ulaşılabilir ve kaliteli bakım hizmetleri ile doğum izni ve diğer izin programlarını da içeren, aileye yönelik politikalar oluşturacak, uygulayacak ve teşvik edeceklerdir.
Üye Devletler:
yeniden ücretli işe dönüşü düşünen erkek ve kadınlara özel bir önem verecekler ve bu amaçla bu tür dönüşlerin önündeki engellerin aşamalı olarak kaldırılması yollarını inceleyeceklerdir.
| ...© DPT.ABİGM, YBM, 7 Nisan 1999 |