Türkiye'de özelleştirme uygulamaları - 5                                                                 Kilci, Metin

2.3. Elektrik Enerjisi Sektöründeki Özelleştirme Uygulamalarına İlişkin Hükümler

Elektrik enerjisi sektöründeki özelleştirme uygulamaları 3096, 3291 ve 4283 sayılı Kanunlar ile düzenlenmiştir. 3096 sayılı Kanun mülkiyet devrini içermemekte, görevlendirme ve işletme hakkı devri suretiyle özelleştirme yapılmasını öngörmektedir. 3291 sayılı Kanun ise mülkiyet devrine yönelik düzenlemeleri içermektedir.

3096 Sayılı Kanun, Türkiye Elektrik Kurumu dışındaki özel hukuk hükümlerine tabi sermaye şirketleri statüsüne sahip yerli ve yabancı şirketlerin elektrik üretimi, iletimi, dağıtımı ve ticareti ile görevlendirilmesini düzenlemektedir.

3291 sayılı Kanun ile yapılan düzenleme ise Türkiye Elektrik Kurumu'nun mevcut veya yeniden yapılanma sonucu oluşacak teşebbüslerinin mülkiyet devrini içerecek surette özelleştirilmesi ile ilgilidir. Buna göre, Türkiye Elektrik Kurumu'nun mevcut veya yeniden yapılanma sonucu oluşacak teşebbüslerinin özelleştirilmesine Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın önerisi ile Bakanlar Kurulunca; Kurum'un mevcut veya yeniden yapılanma sonucu oluşacak müessese, bağlı ortaklık, iştirak, işletme ve işletme birimlerinin özelleştirilmesine ise yine Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın önerisi ile Yüksek Planlama Kurulu'nca karar verileceği hükmü getirilmiştir.

Özelleştirme kapsamına alınan diğer kuruluşlardan farklı olarak bu şekilde özelleştirilmesine karar
verilen teşekkül, kuruluş, müessese, bağlı ortaklık, iştirak, işletme ve işletme birimleri tamamen özelleştirilinceye kadar 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye göre Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile ilgilerinin devam etmesi öngörülmektedir. Ancak bunların hisse ve varlıklarının satılmasına ilişkin işlemlerin yürütülmesi görevini 3291 sayılı Kanun hükümlerine göre Özelleştirme İdaresine veren hükmün, Anayasa Mahkemesi’nin 9.12.1994 tarih ve E.1994/43-K.1994/42-2 sayılı Kararı ile iptal edilmesini ve Anayasa Mahkemesi’nin iptal gerekçelerini dikkate alarak 3291 sayılı Kanunun
uygulama imkanının olmadığı düşünülmektedir.

Diğer taraftan 16.7.1997 tarih ve 4283 sayılı “Yap-İşlet Modeli ile Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanun” ile yerli ve/veya yabancı sermaye şirketlerine mülkiyetleri kendilerine ait olmak üzere termik santral kurma ve işletme izni verilmesi ile enerji satışına dair esas ve usuller belirlenmiştir.

Kanun çerçevesinde Türkiye Elektrik Üretim İletim A.Ş. (TEAŞ) tarafından belirlenen veya üretim şirketleri tarafından önerilen üretim tesislerinin kurulmasına ve işletilmesine Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından izin verilebilmektedir. Bu çerçevede, kalkınma planları, ülke enerji plan ve
politikaları doğrultusunda elektrik enerjisinin tüketiciye en ucuz ve güvenilir şekilde sunulmasını ve arz-talep dengelerini dikkate alarak Bakanlık tarafından izin verilen üretim şirketleri ile TEAŞ arasında üretim tesisi kurma, işletme ve enerji satışını düzenleyen sözleşmenin imzalanması öngörülmektedir.

2.4. Telekomünikasyon Hizmetlerinin Özelleştirilmesine İlişkin Hükümler

PTT'nin posta ve telgraf hizmetleri dışındaki hizmetlerinin ayrılarak haberleşme hizmetlerinin ayrı bir şirket bünyesinde yeniden örgütlenmesi ve özelleştirilmesi ile ilgili ilk yasal düzenleme 20.8.1993 tarih
ve 509 sayılı KHK ile yapılmıştır. Ancak, Anayasa Mahkemesi tarafından 21.10.1993 tarih ve E.1993/33-K.1993/40-1 sayılı Karar ile 509 sayılı KHK'nin yürürlüğü durdurulmuş, daha sonra yine Anayasa Mahkemesi'nin E.1993/33-K.1993/40-2 sayılı Kararı ile KHK iptal edilmiştir.

Bu çerçevede 4000, 4107 ve 4161 sayılı Kanunlar ve Anayasa Mahkemesi Kararları ile değişik 406
sayılı Kanunun yürürlükte olan Ek 17-21 ve Geçici 1-6 maddelerinde yer alan özelleştirme işlemlerine ilişikin hükümler aşağıda özetlenmektedir.

Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketi hisselerinin en çok yüzde 49'u, yüzde 10’u T.C. Posta
İşletmesi Genel Müdürlüğü’ne bedelsiz olarak verilmek, yüzde 5’i şirket çalışanlarına ve küçük
tasarruf sahiplerine ve yüzde 34’ü ise gerçek ve tüzel kişilere satılmak suretiyle devredilebilmektedir. Hisselerinin değerinin tespiti ve satış işlemlerinin 4046 sayılı Kanun hükümleri uyarınca Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yürütülmesi ve sonuçlandırılması öngörülmekte, blok satışlarda nihai devir işlemlerinin onaylanma yetkisi Bakanlar Kuruluna verilmektedir.

Katma değerli hizmetlerin (mobil telefon, çağrı cihazı, data şebekesi, akıllı şebeke, kablo TV,
ankesörlü telefon, uydu sistemleri, rehber basım v.b.) işletme lisans ve ruhsatlarının verilmesi yetkisi
ise Ulaştırma Bakanlığı’na bırakılmıştır.

Diğer taraftan Türk Telekomünikasyon A.Ş.’nin hisselerinin satışından elde edilecek gelirlerin yüzde
20 kadarının posta hizmetleri, yüzde 20 kadarının telekomünikasyon hizmetleri, lisans ücretlerinin
ise yüzde 20 kadarının yine telekomünikasyon hizmetlerinin geliştirilmesinde kullanılması, bakiyenin öncelikle borç ödemelerinde kullanılmak üzere Hazineye devredilmesi hükme bağlanmıştır.

Kanunun özelleştirmeye ilişkin diğer hükümleri uygulama usul ve esaslarına ilişkin düzenlemeleri içermektedir.

2.5. Yap-İşlet-Devret Modelinin Uygulanmasına İlişkin Hükümler

Geniş anlamda düşünüldüğünde yap-işlet-devret modeli bir çeşit özelleştirme yöntemidir. Model başta altyapı yatırımları olmak üzere bazı yatırım ve hizmetlerin gerçekleştirimesinde özel kesimin kaynaklarının harekete geçirilmesini, özel teşebbüsün bilgi ve becerisinin kullanılmasını öngörmektedir.

Yap-işlet-devret modelinin yasal çerçevesi, 24.11.1994 tarih ve 4047 sayılı ve 30.8.1996 tarih ve 4180 sayılı Kanunlar ile değişik, 8.6.1994 tarih ve 3996 sayılı Kanun ve Bakanlar Kurulu’nun 6.8.1994 tarih
ve 94/5907 sayılı “ Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında 3996 Sayılı Kanunun Uygulama Usul ve Esaslarına İlişkin Karar”ı ile belirlenmiştir. Kanun; köprü, tünel, baraj, sulama, içme ve kullanma suyu, arıtma tesisi, kanalizasyon, haberleşme, enerji üretimi, iletimi, dağıtımı, maden ve işletmeleri, fabrika ve benzeri tesisler, çevre kirliliğini önleyici yatırımlar, otoyol, demiryolu, yeraltı ve yerüstü otoparkı ve sivil kullanıma yönelik deniz ve hava
limanları ve benzeri yatırım ve hizmetlerin yaptırılması, işletilmesi ve devredilmesi konularında, yap-işlet-devret modeli çerçevesinde sermaye şirketlerinin veya yabancı şirketlerin
görevlendirilmesine imkan tanımaktadır.

Kanunda yap-işlet-devret modeli; ileri teknoloji ve yüksek maddi kaynak ihtiyacı duyulan projelerin
yatırım bedelinin (elde edilecek kar dahil) sermaye şirketine veya yabancı şirkete, şirketin işletme
süresi içerisinde ürettiği mal veya hizmetin idare veya hizmetten yararlananlarca satın alınması
suretiyle ödenmesi şeklinde tanımlanmaktadır.

Kanuna göre; yap-işlet-devret modelinin usul ve esasları, yüklenici şirketlerde aranılacak özellikler, sözleşmelerin kapsamı, yatırım sonucu oluşacak mal ve hizmetlerin ücretinin belirlenmesinde uygulanacak kriterler ve konuya ilişkin diğer ilkeler Maliye, Bayındırlık ve İskan, Ulaştırma, Enerji
ve Tabii Kaynaklar Bakanlıkları, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı, Hazine Müsteşarlığı ve
Dış Ticaret Müsteşarlığı'nca müştereken hazırlanarak Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulmaktadır.

Kanunda yap-işlet-devret modeli ile hizmetlerini gerçekleştirecek kuruluşların kapsamı oldukca geniş tutulmuştur. Buna göre kamu iktisadi teşebbüsleri ve fonlar dahil bütün kamu kurum ve kuruluşları Yüksek Planlama Kurulu'nca yetkilendirilebilmektedir. Yatırım ve hizmetleri yap-işlet-devret modeline göre yaptırmak isteyen İdare, Yüksek Planlama Kurulu'na müracaat etmekte ve Kurulun izninden
sonra sermaye şirketi veya yabancı şirketle sözleşme imzalayabilmektedir. Sözleşme özel hukuk hükümlerine tabi ve imtiyaz teşkil etmeyecek nitelikte olmalıdır.

Yatırım ve/veya hizmetin belirlenen süre içerisinde projelendirilmesi, finansmanı, kurulması ve işletilmesinden sermaye şirketi veya yabancı şirket sorumlu tutulmakta ve buna ilişkin müeyyidelerin sözleşmede yer alması hüküm altına alınmaktadır. Ayrıca, yapılacak sözleşmelerde sermaye
şirketinin veya yabancı şirketin yapım ve işletmesini üstleneceği yatırım ve hizmetin süresinin belirlenmesinde yatırım bedelinin (elde edilecek kar dahil) ve yatırım için sağlanan kredilerin geri
ödeme süresi ile projenin mahiyeti, sermayenin miktarı ve işletme esasları da dikkate alınmaktadır. Sözleşmelerin süresi ise 49 yılla sınırlı tutulmuştur.

Kanuna göre yap-işlet-devret modeli ile gerçekleştirilecek yatırım sonucu üretilecek mal ve/veya hizmetlerin karşılığı olarak ödenecek ücretler Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe konulacak usul ve esaslar uyarınca gerekli görülen hallerde idarenin bağlı veya ilgili bulunduğu bakan tarafından belirlenebilmektedir.


içindekiler
önceki bölüm
sonraki bölüm
dpt


©  DPT.YBM, 18 Kasım 1998