http://ekutup.dpt.gov.tr/madencil/oik496/

Madencilik Özel İhtisas Komisyonu Enerji Hammaddeleri
        Alt Komisyonu: Kömür Çalışma Grubu raporu.
        Ankara: DPT, Mayıs 1996.

        145 s. tab. (DPT.2440 - ÖİK.496)
        ISBN: 975-19-1374-8
 


İÇİNDEKİLER

ÖZET

1. GİRİŞ
    Kömürlerin Tanım ve Sınıflandırılması /// Sektörde Faaliyet Gösteren Uluslararası Organizasyonlar

2. DÜNYADA MEVCUT DURUM
    Kömür Rezervleri /// Kömür Tüketimi/// Kömür Üretimi/// Uluslararası Kömür Ticareti ///
    Kömür Madenciliğinde İstihdam ve Verimlilik /// Kömür Madenciliği ve Çevre Sorunları

3.TÜRKİYE'DE MEVCUT DURUM
   Kömürün Türkiye'de Bulunuş Şekilleri /// Kömür Rezervleri /// Kömür Tüketimi ///
   Kömür Üretimi /// Dış Ticaret /// İstihdam /// Türkiye'deki Mevzuat

4. MEVCUT DURUMUN DEĞERLENDİRİLMESİ
    Altıncı Plan Dönemindeki Gelişmeler /// Sorunlar/// Dünyadaki Durum ve Diğer Ülkelerle Kıyaslama

5. YEDİNCİ PLAN DÖNEMİNDE BEKLENEN GELİŞMELER VE ÖNERİLER
    Talep Projeksiyonu /// Üretim Projeksiyonu /// Teknolojik Alanda Beklenen Gelişmeler /// Yatırımlar

6. POLİTİKA ÖNERİLERİ



ÖZET
Nüfus artışı ve teknolojik gelişmenin dünya enerji talebini hızla artırması sonucunda, kömür ve petrol gibi yakıtların kullanımı günümüze kadar önemini korumuştur. Petrol rezervlerinin dünyanın bellibaşlı yerlerinde ve kömüre göre sınırlı olması, zaman zaman dünya ekonomisinde politik pazarlıklara ve dolayısıyla krizlere neden olmuş, bu da haklı olarak dünya milletlerinin daha güvenilir enerji kaynaklarına veya kendi öz kaynaklarına yönelmelerine neden olmuştur.

Bu çerçevede ülkemizde de enerji taleplerini önemli ölçüde karşılayabilecek olan kömür, en yaygın doğal kaynak olarak ekonomik biçimde işletilebilmelidir. Bu incelemede durum, ulusal ekonomimize uygun bir kömür madenciliği politikası oluşturulmasına yönelik olarak, rezerv, üretim ve yatırım başlıkları itibariyle ve ana hatlarıyla ele alınmıştır.

Rezervlerin sahalara göre dağılımı, teknolojik özellikleri (kül,nem,kalori), ruhsatlar itibarıyla dağılımı, sektörel üretim ve yatırım trendleri irdelenmiştir. Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planı'nda öngörülecek üretim artışının gerçekleştirilebilmesi için alınması gereken teknik, yönetsel, mali politika ve tedbirleri önerilmiştir.

Kömür madenciliği sürekli yatırım gerektiren ve yoğun sermaye isteyen bir madencilik türüdür. Uzun vadeli planlama, arama ve hazırlık, etkin ve verimli üretim, hızlı pazarlama zorunludur. Özellikle son yıllarda kömür madenciliğinin gelişimine bakıldığında, dışa bağımlı alternatif yakıtların ülkemize girmesi (ithal kömür, doğalgaz gibi) kamu sektöründe yaşanan yönetsel ve özelleştirme politikalarının belirsizliğinden kaynaklanan sorunlar kömür madenciliğinin gelişme dinamiğinin kaybolmasına yol açmıştır. Bunların yanısıra özellikle son yıllarda hızlı kentleşmenin sonucu olarak büyük şehirlerimizde yaşanan hava kirliliği, yerli kömürlerimizin yakılmasına getirilen kısıtlamalar, ithal kömür ve doğalgaz gibi yakıtların yaşantımıza girmesi, üretim ve yatırım düşüşleri meydana getirmiştir.

Bugün varolan ve önümüzdeki yıllarda giderek büyük boyutlara tırmanacak olan kömür (özellikle linyit) açığının azaltılabilmesi için üretim seviyesinin arttırılması zorunluluğu vardır. Bu, kendi özkaynaklarımıza dayalı bir enerji üretim-tüketim dengesinin kısa ve orta vadede kurulabilmesi, başka bir deyişle dışarıdan karşılanan kömür, gaz, petrol ve ticari olmayan (odun, tezek gibi) yakıtların tüketimdeki paylarının azaltılması açısından önemlidir.

Ülkemiz enerji hammaddeleri rezervlerinin aranması, işletilmesi ve tüketimlerine yönelikhedeflerin oluşturulmasında; taş kömürü, linyit, asfaltit, bitümlü şist ve turba rezervlerinin durumu, kullanım alanları ve tüketim talepleri, işletmecilik koşuları, yatırım olanakları ve kurulu üretim kapasiteleri değerlendirilmelidir.

Linyit sahalarının büyük kısmı TKİ Kurumuna ait olup yeraltı ve açık ocak madencilik metodlarıyla üretim yapılmaktadır. Üretilen linyitin yaklaşık % 80' inin termik santrallarda tüketildiği, ülkemiz enerji üretiminin % 35-40' nın termik santrallardan karşılandığı gözönüne alındığında, linyit madenciliğinin elektrik enerjisi sektöründeki payı ve vazgeçilmezliği görülmektedir. Kömür madenciliğinde önemli yatırımlar ve büyük ölçekli işletmeler linyit ve taşkömürü işletmeciliğinde yoğunlaşmıştır. Taş kömürü rezervi ülkemizde yalnızca belirli bir bölgede yer almaktadır. Linyit rezervleri ise geniş yayılım göstermesine karşın rezerv miktarı, işletilebilir kalınlık, yataklanma tipi, kalite, üretim ve yatırım boyutları itibariyle işletmecilik yapılabilecek havza sayısı düşüktür. Bilinen rezervlerin büyük bir kısmının düşük kalorili olması tüketim ve üretim miktarlarını sınırlamaktadır.

Linyite dayalı termik santrallarımızın yıllık toplam tüketim kapasiteleri 51,7 milyon ton olmasına karşın üretimleri 1990 yılında 28,7 milyon ton, 1991 yılında 30,3 milyon ton, 1992 yılında ise 33,5 milyon ton olarak gerçekleşmiştir. Bu değerler Altıncı Beş Yıllık Kalkınma Planında belirtilen tüketim tahminleriyle karşılaştırıldığında 1990 yılında %40,8, 1991 yılında % 41,4, 1992 yılında ise % 40,7 yanılma olduğu görülmektedir. Linyit rezervlerimizin değerlendirilerek ekonomiye kazandırılması mevcut termik santralların tam kapasite çalışmaları, yeni termik santralların kurulması, endüstride ve ısınmada kullanım olanaklarının arttırılmasıyla, tüketim yerleri ve miktarlarının yaygınlaştırılmasına yönelik politika ve hedeflerin geliştirilmesiyle olasıdır.

Termik santrallarla entegre olarak çalışan TKİ sahalarında toplam 2,75 milyar ton rezerv mevcut olup bu rezervin yaklaşık 1,6 milyar tonu halen işletmede olan termik santrallarda tüketilecektir.

Asfaltit dahil TKİ ruhsatlarındaki toplam rezerv yaklaşık 6,0 milyar tondur. Bu rezervin 3,32 milyar tonluk kısmında işletme faaliyeti sürdürülmektedir. TKİ Kurumu, Müesseseler itibarıyla mücavir durumdaki sahaları tek bir ruhsat kapsamına almıştır. Linyit olarak 27 adet işletmede, 20 adet rodövanslı ve 41 adet işletilmeyen olmak üzere toplam 88 adet saha mevcuttur. Asfaltit olarak ise 2 adet işletme, 4 adet rodövans ve 200 adet de işletilmeyen olmak üzere toplam 206 adet saha bulunmakta olup linyit ve asfaltit toplamı olarak 294 adet ruhsatlı saha bulunmaktadır.

İşletilmeyen sahaların toplam rezervinin 2,6 milyar tonu Elbistan sahalarındadır. Bunun tamamı termik santralda tüketilecek nitelikte kömürlerdir.

Linyit madenciliğimizde bugün için en önemli sorun, Soma ve Tunçbilek santralları hariç Kapasite Kullanım Oranlarının çok düşük olmasıdır. Ayrıca, 1986-1989 yıllarında TKİ sahalarından santrala verilen kömürün kalitesi (AID=Kcal/Kg) çok değişken olup, bu değişkenlik kömürün kül içeriğini ve kül bileşenlerini de (CaO,silis vb gibi) değiştirdiğinden termik santrallarda kül atım problemini (curuflaşma) ortaya çıkartmakta ve sonuç olarak santralin verimliliğini ve kapasite kullanım oranını etkilemektedir.Protokolde bağlanan kriteler itibariyle homojen bir kömür verebilme yönünde çalışmalar bu güne kadar yapılmamış olup kömürün santrale verilmesi ile ilgili kuruluşların sorumlulukları da her santrala göre farklılık göstermektedir. Şüphesiz KKO ve verimdeki sadece kömür kalitesi ile ilgili olmayıp santral kazan teknolojisi ve santraldeki diğer makina - ekipmanlarla da doğrudan ilişkilidir.

Santralları besleyen TKİ sahalarında yapılan üretim ve satışlar irdelendiğinde genelde kapasite kullamım oranı % 61, santralda ise %63'tür. Dolayısı ile kömürün nihai kullanımındaki sorunlar kömür üretim ve satışını da etkilemekte, kapasite kullanım oranını düşürmektedir. Sonuçta ortaya çıkan atıl kapasiteden dolayı hiç bir yatırım kaynak yaratamaz duruma gelmekte ve maliyetler aşırı derecede artmakta, yapılan yatırımın geri dönüş süresi uzamaktadır.

Termik santral ile kömür işletmeciliği tamamen farklı organizasyon yapısına, farklı işletme teçhizatına ve farklı işletme sistemlerine göre yapılmaktadır. Bunun sonucu olarak bazı ortak yatırımlar ( nakliyat, kömür hazırlama   gibi ) hariç, yapılan tüm idari, sosyal, sınai ve makina- ekipman yatırımları her kuruluş için ayrı olarak ele alınmakta ve yapılmaktadır. Dolayısıyla, ortak olarak gerçekleştirilebilecek bazı yatırımlar ayrı ayrı yapıldığından ( sosyal tesisler, sınai tesisler gibi ) gerek kömür gerekse elektirik üretim girdilerinde ( başta istihdam olmak üzere ) ve maliyetlerde artışlar olmaktadır. Ayrıca, kuruluşların birindeki üretim, kömür temin ve kalitesindeki bir aksaklık her iki işletmeyi de olumsuz yönde etkilemektedir.

Verimlilikte artışlar olmasına karşın bu artışların gelişmiş ülkeler düzeyinde olmadığı bilinmektedir. TKİ ' de 1980 yılında 550 ton / kişi olan üretim, 1991 yılında 1250 ton /kişi seviyesine çıkmıştır. Kişi başına üretimdeki bu artışın temel nedeni, 1980'lerde termik santralların arka arkaya devreye girmiş olması, santral talebini karşılamak için yüksek kapasiteli iş makinalarının kullanılmasıdır. Nitekim, 1983 yılından itibaren aralıklarla devreye giren 10-15-17-20-25yd3'lük ekskavatörler, 30-40-65 yd3'lük dragline'lar 1981' den itibaren aralıklarla devreye giren 3000m3/h kapasiteli döner kepçeli ekskavatörlerin yanısıra, yeraltı üretim sistemlerinde de tam mekanazisyona geçilmiş, 1300 mm ve 36 dev./ dakikalık çift tamburlu kazıcı-yükleyiciler devreye sokulmuştur. Toprak ve kömür naklinde de, üretim teknolojisine paralel olarak, gelişmeler olmuş, 85-120-150 short ton'luk kamyonlar, yüksek hızlı ve kapasiteli bant konveyörler, zincirli konveyörler kullanılmaya başlanmıştır.

Görüldüğü gibi, yüksek kapasiteli iş makinaları vasıtasıyla sağlanan kişi başına üretim artışı söz konusudur. Bu artışın, büyük oranda verimlilikten kaynaklandığını söylemek mümkün değildir. Çünkü, organizasyon yapısı özellikle son yıllarda belki de olumsuz yönde değişmiş, elemanların moral değerleri olumsuzlaşmış, nitelikli eleman alımına gidilememiş, makinaların amortisman süreleri dolmuş, idame ve/ veya yenileme yatırımları yeterince yapılamamış, ocaklarda uzaktan kontrolü bilgisayar iletişim hatları kurulamamış, mevcut elemanların meslek içi eğitimleri istenen seviyede gerçekleşememiş, malzeme alım prosedürlerinde ve mevzuatlarda karar mekanizmalarında etkinlik sağlayacı değişikliklere gidilememiştir.

Türkiye'nin giderek artan enerji talebi özellikle elektirik enerjisi talebi dikkate alındığında enerji kaynaklarının makro ekonomik seviyede optimum şekilde kullanılması gerektiği açıktır. Ayrıca birincil enerji kaynaklarının ( kömür, doğalgaz, petrol vb.) yerli veya ithal kaynaklar olması ekonomik dengeleri değiştirecek niteliktedir. Enerjinin ekonomik açıdan stratejik öneme sahip olması nedeniyle, mümkün olduğu ölçüde, yerli kaynaklara yönelmek zorunluluğu vardır.

1 000 - 1 500 KCal/kg kalorifik değerdeki kömür rezervleri toplam rezervin %58'ini, 3000 KCal/kg değeri altındaki rezervler ise toplam rezervin % 87'sini oluşturmaktadır. Önemli bir miktar tutan düşük kalorili bu rezervin etkin kulanımının sağlanabilmesi başarılmalıdır. Bilindiği üzere düşük kalorili linyitlerin değerlendirilmesinde termik santraller ve akışkan yatak teknolojili sanayi tesisleri önemli bir yere sahiptir. Bu kapsamda dünyada akışkan yatak teknolojili termik santraller ve endüstriyel tesislerin mevcut durumu, uygulama verimliliği ve ekonomisi, teknolojisi ve uygulama sorunları yakından takip edilip ülkemizde uygulanabilirlik çalışmalarına hızla başlanmalıdır. İlgili bakanlık ve kuruluşlarca akışkan yatak teknolojili kazanların merkezi ısıtma tesisleri, endüstriyel tesisler ve termik santrallerde uygulanabilirliği çalışmaları teşvik edilmeli ve desteklenmelidir. Bu teknolojinin kullanılması ile düşük kalorili linyitler ve toz kömürler değerlendirilecek ve çevre kirliliği etkisi de önemli miktarda düşürülecektir.

Isınmada ve endüstriyel tesislerde linyit kullanımının artırılması için, mevcut linyitlerin kalitesinin gelişmiş kömür hazırlama ve zenginleştirme teknolojileri kullanılarak yükseltilmeli ve talep artışları sağlanmalıdır. Linyit üretimlerinin %90'ı açık işletme %10'u ise yeraltı işletmelerinden sağlanmaktadır. Üretim artışlarında rezervlerin dengeli kullanımında yeraltı üretiminin artırılmasında büyük ölçüde mekanizasyona ve modernizasyona gerek duyulmaktadır. Rekabet, serbest piyasa ekonomisi ve işletme karlılığı koşullarında gerek açık işletme gerekse yeraltı işletmelerinde; kurulu kapasite kullanım oranı, işgücü verimliliği, iş organizasyonu ve nitelikli personel istihdamı dünya standartlarına çıkarılmalıdır.

Linyit üretimimizin 1980'de 13,6 milyon ton, 1985'de 31 milyon ton, 1989'da 43 milyon ton olarak gerçekleşmesi, 1980'li yıllarda termik santrallerin kurularak peşpeşe devreye girmesi ile artan kömür talebini karşılamak için büyük ölçekli modern açık işletme ve mekanize yeraltı işletmeleri yatırımların gerçekleştirilmesi ile sağlanmıştır. 10 yıldır faaliyette bulununan maden makina ve ekipmanlarının etkin kullanımları ve faydalı ömürleri kademeli olarak tükenmektedir. Çok yakın gelecekte bu işletmelerde yenileme yatırımları ve ilave kapasite arttırma yatırımları gerçekleştirilemezse büyük üretim düşüşleri kaçınılmazdır. 1993-2000 ve 2000-2010 yılları üretim hedeflerine ulaşmak bir yana bugünkü yıllık üretim programına ulaşmak güçleşecektir. TKİ Kurumunun ve özel sektörün önümüzdeki yıllardaki üretim hedeflerini gerçekleştirmesi, yatırım yapabilmesine ve kaynak yaratmasına bağlıdır.

Taşkömürü rezevleri TTK 'na ait olup yalnızca Zonguldak yöresinde yeralmakta ve üretim tamamen yeraltı işletmecilik yöntemleri ile gerçekleşmektedir. Havza'daki kömür damarları özellikle kazı işlemlerinde mekanizasyona uygun değildir. Bu ise üretim maliyetlerini olumsuz yönde etkilemektedir. Ancak havzada uygulamaya konan yeni rehabilitasyon, reorganizasyon ve konsantrasyon projeleri ile işçilik, enerji ve malzeme maliyetlerinde önemli azalmalar beklenmektedir.

Taşkömüründe, dünyada bir arz fazlası söz konusudur. İthal edilen taşkömürlerinin fiyatı FOB 30-70 $/ton arasında değişmektedir. Fiyatların bu kadar değişkenlik göstermesinde, Güney Afrika'nın politik amborgo nedeni ile birçok ülkede kaybettiği pazarı yeniden ele geçirme çabası, Rusya' nın ekonomik dar boğazdan kurtulmaya çalışması, henüz pazara önemli ölçüde girmemiş Çin ve Avustralya' nın üretim fazlalıklarından dolayı fiyat kırmaya istekli olması rol oynamıştır.

Havza üretiminin yurt içi talebi karşılamaması ve dampingli fiyatlarla ithal yapılması işletmecilik sorunları ve yüksek maliyette üretim, özelleştirme, ücret ve istihdam politikaları, varolan sorunlara yeni sorunlar eklenmiştir. 1 milyar tona yakın taşkömürü rezervi ülkemiz ekonomisine kazandırılmalıdır. Alınacak radikal tedbirlerle; mevcut işletmecilik ve yönetim alt yapısının iyileştirilmesi, yönetim, danışmanlık, uzmanlık, mühendislik ve işçilik hizmetlerinde nitelik ve verimin yükseltilmesinde; reorganizasyon ve verimsiz ocakların kapatılmasıyla küçültme ve etkenlik sağlanmalıdır.

Asfaltit rezervleri Şırnak ve Silopi yöresinde yer almaktadır. TKİ Kurumuna ait sahalarda 80 milyon ton rezerv bulunmaktadır. Günümüzde asfaltitler teshinde, boya, vernik, otomobil lastiği, matbaa mürekkebi, genleştirilmiş kauçuk, zemin karoları, su geçirmez kablolar, paslanmayı önleyici örtü boyaları yapımında kullanılmaktadır. Kalorisi yüksek, işlenildiğinde gaz elde edilebilen, külünde nadir minareller bulunan asfaltitin ısınmada kullanımının azaltılması, endüstriyel hammaddeler üretiminde hammadde olarak ve asfaltitin yeraltı üretim metodu ile üretilebilmesi imkanları araştırılmalıdır.

Bitümlü şistlerin teknolojik olarak kullanım alanları henüz tam olarak belirlenememekle beraber bu güne kadar yapılan çalışmalar sonucunda bitümlü şistler alternatif enerji hammaddesi olarak görülmektedir. Bitümlü şistlerden dünyada özellikle katı yakıt olarak kullanılmakla beraber sentetik petrol eldesi çalışmaları da sürmektedir.

Turba ve bitümlü şist rezervlerinin araştırılmasına ve değerlendirilmesine yönelik dikkate değer çalışmalar bulunmamaktadır. Turbanın Finlandiya, İrlanda ve Rusya Federasyonunda gübre hammaddesi olarak da kullanıldığı bilinmektedir.

Ülkemizde bugünkü enerji tüketim hızı ile kömür rezervlerinin önemli bir kısmının 30 yıl sonra tükenebileceği gözönüne alındığında bu tüketimin bir bölümünü karşılamak için bile olsa bitümlü şist ve turba rezervlerinden yararlanmak gerekecektir. İleride bu yönde yürütülecek çalışmaların ön koşulu olarak bitümlü şist ve turba rezervlerinin araştırılması ve teknolojik etüt çalışmaları sürdürülmelidir.



Dosyaların listesi

oik496.html (Bibliyografik künye, Kapak, İçindekiler, Özet, Dosyaların listesi, Yayının elektronik nüshasının temin edildiği kişi)

1.zip (doc dosyası, 1. Bölüm, sayfa 1-17)
2.zip (doc dosyası, 2. Bölüm, sayfa 18-67)
3.zip (doc dosyası, 3. Bölüm, sayfa 68-122)
4.zip (doc dosyası, 4. Bölüm, sayfa 123-145)



Yayının elektronik nüshasının temin edildiği kişi: Ergün Yiğit.


Bu çalışma, Devlet Planlama Teşkilatı'nın görüşlerini yansıtmaz.   Sorumluluğu, yazarına aittir.


© DPT.YBM 1997
"http://ekutup.dpt.gov.tr/madencil/oik496/" adresi ile erişilen bu bilgiler, kaynak gösterilerek kullanılabilir. 

dpt