1999 Yılı Programı
Birinci Bölüm

2. SOSYAL GELİŞMELER

A. DÜNYADA SOSYAL GELIŞMELER

1997 yılında Güneydoğu Asya’da ortaya çıkan ekonomik krizin 1998'de bölgede büyüyüp yaygınlaşması, başta Kore olmak üzere çevre ülkeleri de kapsayan derin bir sosyal krize yol açmıştır. Bu ülkelerde uzun bir süredir sağlanmış olan sosyal gelişmenin önemli bir bölümünde ciddi gerilemeler olmuştur. Doğu ve Güneydoğu Asya ülkelerinde işsizlik hızla artmıştır. Kore’de yaklaşık dört kat artmış olan işsizlik yüzde 7’yi aşmaktadır; Endenozya’da iki kat artmış olup, yüzde 10’a, Tayland’da yaklaşık dört kat artmış olup, yüzde 6’ya yaklaşmaktadır. Yoksulluk da belirgin şekilde artmakta ve yaygınlaşmaktadır. Endenozya’da yoksulluk sınırının altındakilerin sayısı yaklaşık iki kat artmış olup, 40 milyonu aşmaktadır.

Güneydoğu Asya ülkelerinde ekonomik krizin sosyal gelişmeyi derinden sarsmasının önemli nedenlerinden biri bu ülkelerde sosyal koruma sistemlerinin genelde son derece zayıf olmasıdır. Kore’de geliştirilmeye başlayan işsizlik sigortası sistemi de çok yeni olup ilk aşamada yetersiz kalmıştır. Bu durum söz konusu ülkelerde krizin toplumsal yapıda ve işgücünün nitelik düzeyi üzerinde kalıcı olumsuz sonuçlara yol açması tehlikesini getirmektedir. Ayrıca varlıkların değerlerinin hızla ve büyük ölçüde düşmesi krizin etkilerinin ücretliler dışındaki belirli kesimlerde de yoğun bir şekilde hissedilmesine neden olmaktadır.

Krizin bölge dışındaki faktörlere bağlı önemli yönleri de bulunmakla birlikte Güneydoğu ve Doğu Asya’da sosyal alanda bu kadar derinleşebilmesinin demokrasi, katılımcılık, şeffaflık ve sosyal dayanışma yapıları alanlarındaki yetersizliklerle de ilişkili olduğu ortaya çıkmıştır.

Rusya Federasyonu’ndaki ekonomik kriz koşulları da sosyal alana önemli ölçüde yansımaktadır.

Japonya’da 1998’in ikinci yarısında ekonomik kriz koşullarının belirmesi işsizliği yüzde 3,3’ten bu ülke için yüksek bir düzey sayılan yüzde 4’ün üzerine çıkarmaktadır. Japonya’nın sosyal koruma sistemlerinin güçlülüğü sosyal alandaki olumsuz etkileri sınırlamakta ancak ekonomik yükler getirmektedir.

Diğer OECD ülkelerinde 1998’in üçüncü çeyreği itibariyle bu tür kriz koşulları bulunmaması nedeniyle bu dönem içinde sosyal alanda belirli olumlu gelişmeler kaydedilmiştir. 1993’de yüzde 7,3 olan OECD ortalama işsizlik oranı 1998’in ilk çeyreğinin sonunda yüzde 7,1’e gerilemiştir.

ABD’de düşük enflasyonlu büyüme koşullarında işsizlik oranı 4,7’ye düşmüştür.

OECD çerçevesinde sosyal politikalar genelinde ve sosyal yardımla ilgili önlem ve uygulamalarda istihdamı teşvik etmeye ağırlık verilmesi eğilimi belirginleşmektedir. ABD ve İngiltere’de bu doğrultuda uygulamalar yaygınlaşmaktadır.

1998’de OECD ülkelerinin büyük bir bölümünde sosyal güvenlik sistemleri açıklarının sınırlandırılması çabaları sürmüştür. Bu alanda en başarılı olan ülkelerden biri Fransa olmuştur.

Genelde emeklilik sigortası sistemlerinde devlet tarafından düzenlenen temel bölüme ek olarak devlet ya da özel sektör tarafından yürütülecek bir ikinci ayağın bulunmasını sağlayan düzenlemelere yöneliş belirginleşmektedir.

Sağlık alanında tıptaki gelişmelerin etkisiyle artan maliyetler, OECD ülkelerinin çoğunda ek yükler getirmektedir. Örneğin, Almanya ve Fransa’da bu alanda sosyal tarafların da katılımıyla yeni düzenlemelere gidilmektedir.

OECD ülkelerinde kadınların işgücüne katılma oranlarındaki artış 1998 yılında da sürmüştür. Bununla birlikte işgücü piyasasında ve genelde cinsiyet ayırımcılığı ile mücadele gereği devam etmektedir.

BM’in 1998 İnsani Gelişme Raporu’na göre büyük bölümü Güney Asya ve Afrika’da olmak üzere dünyada 1 milyar kişinin temel tüketim ihtiyaçlarını karşılayamadığı tahmin edilirken, BM İnsani Gelişme Endeksi temelinde olmakla birlikte gelişmiş ülkelerin koşullarını da dikkate alan hesaplamalara göre sanayileşmiş ülkelerin nüfuslarının yüzde 7 ile 17 arasındaki bir bölümü yoksul durumdadır.

1998 yılının sosyal politikalarla ilgili olan ve uluslararası ekonomik ve politik ilişkiler açısından da önem taşıyan gelişmelerinden biri, 86 ıncı ILO Konferansı’nda dört ana alanda yedi ILO sözleşmesinin “temel insan hakları sözleşmeleri” olarak Konferans bildirisinde karar altına alınmış olmasıdır. Bu alanlar ve sözleşmeler şunlardır:

a) Örgütlenme özgürlüğü ve toplu pazarlık hakkına ilişkin 87 ve 98 sayılı ILO Sözleşmeleri,

b) Zorunlu çalıştırmanın önlenmesine ilişkin 29 ve 105 sayılı ILO Sözleşmeleri,

c) Çocuk işgücü çalıştırmanın yasaklanmasına ilişkin 138 sayılı ILO Sözleşmesi,

d) Fırsat, muamele ve ücret eşitliğinin sağlanması ile istihdamda ve meslekte ayrımcılığın önlenmesine ilişkin 100 ve 111 sayılı ILO Sözleşmeleri.

Tümü Türkiye tarafından onaylanmış olan bu Sözleşmeler, ILO Konferansı’nda alınan karar uyarınca, insan hakları kapsamında değerlendirilecektir.

1998 yılında çevre ile ilgili önemli gelişmelerden biri Avrupa Ekonomi Komisyonu çerçevesinde Avrupa ve Asya ülkelerinin bir bölümünün çevre ile ilgili önlemlere halkın katılımını öngören sözleşmeyi imzalamış olmasıdır.

1998 yılı içinde BM çerçevesinde sosyal kalkınma alanındaki faaliyetler yoğunlaştırılmıştır. Türkiye’nin de üyeliğine seçildiği Sosyal Kalkınma Komisyonu’nun çalışmaları, 1998’de Kopenhag’da toplanan Sosyal Kalkınma Zirvesi’nde öngörülen önlemlerin Asya’da başlayan kriz dikkate alınarak bir an önce hayata geçirilmesinin ve geliştirilmesinin önemini ortaya koymuştur. BM Genel Kurulu 2000 yılında Sosyal Kalkınma konusunda özel bir oturum yapacaktır.

Kriz daha da yaygınlaşarak yeni boyutlara vardığı takdirde OECD ülkelerinde sosyal alanda da ciddi sorunlar ortaya çıkması kaçınılmazdır. Gerek krizle ilgili olarak gerekse genelde dünyada ortaya çıkan gelişmeler ekonomik ve sosyal politikaların içiçeliğinin sistemli bir şekilde sağlanması ve daha ileri bir uluslararası işbirliği gereğini ortaya koymaktadır.

Dünya Bankası’nın 1998 Dünya Kalkınma Raporu’nda bilginin ekonomideki rolünü vurgulayan bulgular da bu ihtiyacı doğrulamaktadır.
 

B. AVRUPA BİRLİĞİNDE SOSYAL GELİŞMELER

2 Ekim 1997 yılında imzalanan, ancak henüz yürürlüğe girmemiş olan Amsterdam Antlaşması ile, Avrupa Topluluğu Antlaşmasına “İstihdam” başlıklı bir bölüm eklenmiş, ayrıca Maastricht Antlaşmasına ekli Sosyal Politikaya ilişkin Protokol uyarınca imzalanmış Sosyal Politikaya ilişkin Anlaşma hükümleri, daha önce bu Anlaşmanın dışında kalan Birleşik Krallık’ın da muvafakatiyle Avrupa Topluluğu Antlaşmasına entegre edilmiştir. Böylelikle, çalışma koşulları, işçilere danışılması ve onların bilgilendirilmesi, iş piyasasından dışlanmış kişilerin bu piyasaya entegre edilmesi gibi konularda, eskiden yalnızca 14 üye ülke arasında geçerli olan nitelikli çoğunlukla karar alma esası tüm üye ülkeler için geçerli hale gelmiştir. Bununla birlikte, ücret, grev ve lokavt konularının tamamen üye devletlerin yetkisinde olması ve sosyal güvenlik, işten çıkarma ve işçilerin temsili gibi konuların Avrupa Birliği Konseyinde oybirliğini gerektirmesi Birliğin faaliyetlerinin etkisini azaltmaktadır.

Avrupa Birliğinde sosyal korumaya ilişkin harcamaların gayrisafi yurtiçi hasılaya oranı 1993 yılında yüzde 28,9, 1994 yılında yüzde 28,6 iken 1995 yılında yüzde 28,4’e düşmüştür. Bu düşüşte, gayrisafi yurtiçi hasıladaki artış ve sosyal koruma alanındaki harcamaları kısıtlamaya yönelik yapısal reformlar rol oynamıştır.

Avrupa Birliğinde işsizlik oranı yüksek düzeyde kalmaya devam etmektedir. 1997 yılında yüzde 10,7 olan işsizlik oranının 1998 yılında yüzde 10,0 olarak gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. Avrupa Para Birliğine katılan 11 üye ülke için ise, söz konusu oran 1997 yılında yüzde 11,9 iken, 1998 yılında yüzde 11,0 olması öngörülmektedir.

Amsterdam Antlaşmasında yer alan yeni “İstihdam” bölümü, istihdam konusunu ortak bir mesele haline getirmiştir. 20-21 Kasım 1997 tarihinde Lüksemburg’da istihdam konusunda olağanüstü toplanan üye devlet hükümet ve devlet başkanlarının belirlediği doğrultuda, 1998 yılı için istihdama ilişkin ilkelerin belirlendiği bir İlke Kararı 15 Aralık 1997 tarihinde Avrupa Birliği Konseyi tarafından kabul edilmiştir. Anılan ilkelere dayanarak, üye devletler istihdam konusunda 1998 yılı için “Ulusal Eylem Programları”nı sunmuşlardır.

Bir diğer gelişme olarak, 1995-1997 yıllarını kapsayan Orta Vadeli Sosyal Eylem Programının yerini, Komisyon tarafından 29 Nisan 1998 tarihinde sunulan, 1998-2000 yıllarını kapsayan yeni bir Sosyal Eylem Programı almıştır. Söz konusu Program kilit eylem alanlarını üç başlık altında toplamıştır.

“İşler, nitelikler ve hareketlilik” başlığı altında, yeni iş alanları yaratma ve işsizliği önleme ile işçilerin serbest dolaşımını teşvik etme konularına yer verilmiştir.

“Değişen çalışma dünyası” başlığı altında ise, iş organizasyonunun modernleştirilmesi ve değişen koşullara uyum sağlama kapasitesinin artırılması; endüstriyel değişimi öngörebilme; bilgi toplumunun sunduğu fırsatları değerlendirme ve sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamı sağlama gibi konular yer almaktadır.

Nihayet, “Kapsayıcı bir topluma ulaşma” adını taşıyan üçüncü başlık altında, sosyal korumanın modernleştirilmesi ve iyileştiriilmesi; sosyal kapsayıcılığın (sosyal dışlamanın karşıtı olarak kullanılmaktadır) artırılması; eşitliği sağlama ve ayırımcılıkla mücadele etme ve sağlıklı bir toplumu teşvik etme konuları yer almıştıır.

Kuşkusuz, eylem programında yer alan bu amaçların gerçekleştirilmesi, Avrupa Birliği Konseyi anılan konularda bağlayıcı mevzuat çıkarabildiği ölçüde mümkün olacaktır.
 
 

içindekiler
önceki bölüm


©  DPT.YBM, 19 Kasım 1998