MAKROEKONOMİK GELİŞMELER VE PROJEKSİYONLAR
I. DÜNYADA EKONOMİK GELİŞMELER
1. DÜNYA EKONOMİSİNDE GELİŞMELER
Son bir yılda küresel canlanmanın gittikçe güçlendiği ve genişlediği
görülmektedir. Uluslararası Para Fonu, euro alanı dışında, bütün bölgeler
için tahminlerini yukarıya çekmiş olup, 2004 yılında dünya hasılasının
artış hızının, tarihsel ortalamasının üzerine çıkarak, yüzde 5 oranında
gerçekleşeceğini öngörmektedir. Bunda sanayileşmiş ülkeler ile başta
Çin olmak üzere, yükselen ekonomilerdeki hızlı büyümenin rolü vardır.
Ancak, son dönemde petrol fiyatlarının yüksek oranda artması ve halen
canlılığını korumakla birlikte, büyümenin 2004'ün ikinci çeyreğinden
itibaren başta ABD, Japonya ve Çin'de olmak üzere, ivmesini bir ölçüde
kaybetmesi nedeniyle, 2005 yılında küresel canlanmanın yavaşlayacağı
tahmin edilmektedir. Buna göre, 2005 yılında dünyadaki büyümenin yüzde
4,3 olarak gerçekleşmesi beklenmektedir. Büyümedeki gelişmelere paralel
olarak, 2003 yılında yüzde 5,1 oranında artan dünya ticaret hacminin,
2004 ve 2005 yıllarında, sırasıyla, yüzde 8,8 ve yüzde 7,2 oranında
artacağı tahmin edilmektedir.
Dünya ekonomisi 2003'ün ikinci yarısından itibaren gösterdiği performansla
son 30 yılın en yüksek büyüme hızına ulaşırken, tutarlı makroekonomik
politikaların izlendiği, firma karlılıklarının arttığı ve hisse senedi
ve konut fiyatlarındaki yükselmenin servet artırıcı etkilerinin ortaya
çıktığı görülmektedir. Küresel canlanma genel anlamda yaygınlık göstermekte,
ABD'nin belirleyici olduğu bu sürece, başta Çin ve Japonya olmak üzere
Asya ülkeleri önemli katkı sağlamaktadır. Latin Amerika ve diğer yükselen
ekonomilerde hızlı bir toparlanma yaşanmakta, Afrika'da da beklentilerin
iyileştiği gözlenmektedir. Euro alanında da canlanmanın hız kazandığı
dikkati çekmekle birlikte, bu iyileşmenin yeterince güçlü olmadığı,
ülkeler arasında farklılıklar gösterdiği ve Almanya başta olmak üzere,
bazı ülkelerde büyük ölçüde dış talebe bağlı olarak gerçekleştiği
gözlenmektedir.
Dünya ekonomisindeki bu olumlu sürece rağmen, son aylarda önümüzdeki
dönemi olumsuz etkileyebilecek iki önemli gelişme ortaya çıkmıştır.
Birincisi, 2004 Ağustos ayının ortasından itibaren petrol fiyatlarında
gözlenen yüksek oranlı artıştır. Bu artışta, arz yönlü etmenlerin
yanı sıra, küresel talebin canlanmasının etkisi olmuştur. Esasen,
küresel talebin canlanması, genel olarak, 2003 yılı sonundan itibaren
ürün fiyatlarının yükselmesine yol açmıştır. Genel temel ürün fiyatları
endeksinin 2004 yılının ilk sekiz ayında ABD doları cinsinden yüzde
27 arttığı görülmektedir. Özellikle, petrol piyasasında, güçlü küresel
talebin yanısıra, yedek kapasitenin son aylarda tarihsel olarak en
düşük düzeyine inmesi ve stokların azlığı, spekülatif girişimlere
ve fiyatların hızla artmasına neden olmuştur. Buna karşılık yakıt
dışı ürün fiyatlarındaki artış ise, son dönemde, kısmen Çin'de yavaşlayan
büyüme sonucunda azalan talebin de etkisiyle, yıl başındaki hızını
kaybetmiştir.
İkinci olumsuz gelişme ise ABD ve Japonya da dahil olmak üzere önde
gelen ekonomilerde 2004 yılının ikinci çeyreğinde gözlenen yavaşlamadır.
Özellikle ABD'de, özel tüketim beklenenden zayıf olup, ciddi istihdam
artışları sağlanamaması durumunda bu yavaşlamanın sürmesi ihtimali
bulunmaktadır.
Hızlı büyümenin ve artan ürün fiyatlarının sonucunda enflasyonun gelişmiş
ülkelerde 2003 yılı ortasından itibaren yeniden yükselişe geçtiği
görülmektedir. ABD'de çekirdek enflasyon artma eğilimindedir. Bu durumun
devam etmesi halinde faiz hadleri beklenenden daha hızlı yükselebilecektir.
Genel olarak, ülkelerin uyguladığı para politikalarının ekonomik gereklerle
uyumlu ve tutarlı olduğu görülmektedir. Ancak kısa vadede, belirtileri
görülen enflasyonist baskıları denetlemek üzere, yüksek faiz oranlarına
piyasaları sarsmadan geçiş sağlanması temel bir öncelik taşırken,
aynı zamanda ekonomik canlılığın sürdürülmesine ve mali piyasaların
gerekli uyumu göstermesine katkıda bulunacak önlemlerin alınmasına
da ihtiyaç vardır.
Dünya genelinde yaşanan canlanma sürecinde konut fiyatlarında da hızlı
yükselmeler gözlenmiştir. Ayrıca, göstergeler sanayileşmiş ülkelerdeki
konut fiyatlarının önemli ölçüde eşzamanlı hareket ettiğini de ortaya
koymaktadır. Önümüzdeki dönemde sıkı para politikası izlenmesi halinde
konut fiyatlarında hızlı düşüşlerin gerçekleşmesi ve bunun özel tüketimi
olumsuz etkilemesi muhtemeldir.
Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarında 2001 yılından itibaren başlayan
hızlı düşüş 2002 ve 2003 yıllarında da sürmüştür. Söz konusu yıllardaki
düşüşler, sırasıyla, yüzde 41, yüzde 17 ve yüzde 17,6'dır. Bu azalış
çerçevesinde doğrudan yabancı sermaye yatırımları 2003 yılında 560
milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşmiştir. Bununla beraber, aynı
yıl gelişmekte olan ülkelere yönelen yatırımlar yüzde 9 oranında artarak
172 milyar ABD dolarına yükselmiştir. 2004 yılında doğrudan yabancı
sermaye yatırımlarının uluslar arası şirket birleşme ve satın almalarındaki
artış ve şirket karlılıklarındaki ve hisse değerlerindeki yükselişe
bağlı olarak artması beklenmektedir.
Ülke grupları itibarıyla bakıldığında, ABD'deki ekonomik genişlemenin
küresel büyümeye katkı yapmaya devam ettiği görülmektedir. Ancak yatırımlardaki
canlılığın sürmesine rağmen, tüketimin yılın ikinci çeyreğinde yavaşlaması
büyümeyi gelecek dönemde olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle, 2004 yılı
genelinde hızlı bir büyüme sağlanması bakımından, para politikasının
sıkılaştırılmasında ölçülü bir yaklaşımın benimsenmesi, bu politikanın,
genişlemenin gücü ve enflasyonist baskıların şiddeti ile orantılı
ve uyumlu olmasına özen gösterilmesi önem taşımaktadır. Maliye politikasında
ise temel öncelik bütçe açığının orta vadede azaltılmasıdır. Bu bakımdan,
2004 yılı için beklenenden iyi olacağı tahmin edilen bütçe gerçekleşmeleri,
gelecek dönem bütçe açığının azaltılması politikasının uygulanmasını
kolaylaştırabilir. 2003 yılında yüzde 3,0 büyüyen ABD ekonomisinin
2004 yılında yüzde 4,3, 2005 yılında da bir miktar yavaşlayarak yüzde
3,5 büyüyeceği tahmin edilmektedir.
Euro alanında büyümenin hız kazanmakla birlikte ılımlı bir düzeyde
seyrettiği görülmektedir. Önümüzdeki dönemde özel tüketim ve yatırımların
artacağı ve bölge genelinde daha dengeli bir iyileşme sürecinin yaşanacağı
tahmin edilmektedir. Enflasyonist baskılar henüz görece ılımlı olduğundan,
iç talep yeterli düzeye ulaşıncaya kadar uygun para politikalarına
başvurulması yararlı olacaktır. Katedilen aşamalara rağmen, orta vadede
iç talebi canlandıracak ve istihdam artışı sağlayacak ek yapısal reformlara
gereksinim vardır. Yaşanan canlanma sürecinin kamu maliyesini iyileştirmek
ve güçlendirmek açısından sağladığı olanaklardan yararlanmak yerinde
olacaktır. 2003 yılında yüzde 0,5 oranında büyüyen euro alanının 2004
ve 2005 yıllarında yüzde 2,2 oranında büyümesi beklenmektedir.
Japonya'da son yılda sağlanan hızlı büyümenin yanı sıra deflasyonist
baskılar azalmış ve gerek şirketler kesiminde gerek mali kesimde kısmi
iyileşmeler yaşanmıştır. Ekonomideki canlılığın sürmesi, dış talepte,
petrol fiyatlarında ve döviz kurundaki gelişmelere bağlı olacaktır.
Japon ekonomisindeki deflasyonist eğilimleri azaltmak için esnek para
politikasının sürdürülmesine gerek bulunmaktadır. KİT'lerde reform,
rekabet politikasının güçlendirilmesi ve emek piyasasına esneklik
kazandırılması gibi yapısal reformlar Japonya'da kamu maliyesinin
iyileştirilmesinde öncelikli rolü oynayacaktır. 2003 yılında yüzde
2,5 büyüyen Japon ekonomisinin 2004 ve 2005 yıllarında, sırasıyla,
yüzde 4,4 ve yüzde 2,3 oranında büyüyeceği öngörülmektedir.
Yükselen Asya ekonomilerinde görülen genişleme, elektronik sektörü
başta olmak üzere, küresel canlanmanın, genel olarak izlenen uygun
makroekonomik politikaların ve artan iç talebin sonucudur. Bölgesel
büyümenin geleceği, kimi belirtilere rağmen, yumuşak inişe geçeceği
henüz belli olmayan Çin'in performansına bağlıdır. Ayrıca, bölgenin,
petrol fiyatlarının artması ve faiz oranlarının yükselmesi tehdidine
açık olması diğer riskleri oluşturmaktadır. Bölge ülkelerinin cari
işlemler ve sermaye hesabında fazla vermeye devam etmesi nedeniyle,
daha esnek döviz kuru rejimine geçmeleri ve daha sıkı para politikası
uygulamaları öngörülmektedir. 2003 yılında yüzde 7,7 oranında büyüyen
Asya'nın gelişmekte olan ülkelerinin 2004 yılında yüzde 7,6, 2005
yılında ise yüzde 6,9 oranında büyüyeceği tahmin edilmektedir.
Latin Amerika ülkelerinde küresel canlanma ve yükselen ürün fiyatlarının
etkisiyle hızlı bir toparlanma göze çarpmaktadır. Ancak bölgenin dış
şoklara karşı süregelen zaafiyetinin azaltılması kamu borç göstergelerinin
iyileştirilmesine bağlıdır. Orta vadeli büyüme için hukuki ve yapısal
bir dizi reform ihtiyacı devam etmektedir. 2003 yılında yüzde 1,8
oranında büyüyen Latin Amerika ülkelerinin, 2004 ve 2005 yıllarında,
sırasıyla, yüzde 4,6 ve yüzde 3,6 oranında büyüyeceği tahmin edilmektedir.
TABLO: II. 1
- Dünya Ekonomisinde Temel Göstergeler
(Yüzde Değişme)
|
|
2002
|
2003
|
2004(1)
|
2005(1)
|
|
|
3,0
|
3,9
|
5,0
|
4,3
|
|
Gelişmiş Ülkeler
|
1,6
|
2,1
|
3,6
|
2,9
|
|
ABD
|
1,9
|
3,0
|
4,3
|
3,5
|
|
Japonya
|
-0,3
|
2,5
|
4,4
|
2,3
|
|
Euro Alanı
|
0,8
|
0,5
|
2,2
|
2,2
|
|
Almanya
|
0,2
|
-0,1
|
1,1
|
2,1
|
|
Gelişmekte Olan Ülkeler
|
4,8
|
6,1
|
6,6
|
5,9
|
|
Afrika
|
3,5
|
4,3
|
4,5
|
5,4
|
|
Asya
|
6,6
|
7,7
|
7,6
|
6,9
|
|
Çin
|
8,3
|
9,1
|
9,0
|
7,5
|
|
Latin Amerika
|
-0,1
|
1,8
|
4,6
|
3,6
|
|
Orta Doğu
|
4,3
|
6,0
|
5,1
|
4,8
|
|
Orta ve Doğu Avrupa
|
4,4
|
4,5
|
5,5
|
4,8
|
|
Dünya Ticaret Hacmi (Mal ve Hizmet İthalatı)
|
3,3
|
5,1
|
8,8
|
7,2
|
|
Gelişmiş Ülkeler
|
2,6
|
3,7
|
7,6
|
5,6
|
|
Euro Alanı
|
0,5
|
1,9
|
5,7
|
5,8
|
|
Gelişmekte Olan Ülkeler
|
6,0
|
11,1
|
12,8
|
11,9
|
|
Orta ve Doğu Avrupa
|
8,9
|
12,9
|
12,5
|
8,1
|
|
Tüketici Fiyatları
|
|
|
|
|
|
Gelişmiş Ülkeler
|
1,5
|
1,8
|
2,1
|
2,1
|
|
ABD
|
1,6
|
2,3
|
3,0
|
3,0
|
|
Japonya
|
-0,9
|
-0,2
|
-0,2
|
-0,1
|
|
Avrupa Birliği
|
2,2
|
2,0
|
2,2
|
2,0
|
|
Euro Alanı
|
2,3
|
2,1
|
2,1
|
1,9
|
|
Gelişmekte Olan Ülkeler
|
6,0
|
6,1
|
6,0
|
5,5
|
|
Orta ve Doğu Avrupa
|
14,8
|
9,2
|
6,9
|
5,9
|
|
İşsizlik Oranı
(Yüzde)
|
|
|
|
|
|
Gelişmiş Ülkeler
|
6,4
|
6,6
|
6,3
|
6,1
|
|
Euro Alanı
|
8,5
|
8,9
|
9,0
|
8,7
|
|
LIBOR
(Altı Aylık, Yüzde, ABD Doları Cinsinden)
|
1,9
|
1,2
|
1,6
|
3,4
|
Kaynak:
IMF, World Economic Outlook, Eylül 2004
(1) Tahmin
Önemli bir bölümü 1 Mayıs 2004 tarihinde Avrupa Birliğine girmiş
olan Avrupa'nın gelişen ülkeleri ile Bağımsız Devletler Topluluğu
ülkelerinin hızlı büyümelerini sürdürdükleri gözlenmektedir. Hatta
bu ülkelerden bazılarında aşırı ısınma sorunu yaşanmaktadır. Bu grupta
yer alan ülkelerin çoğunda mali disiplini artırıcı önlemlere ve bazılarında
da sıkı para politikası uygulanmasına gereksinim vardır. Ayrıca, piyasa
ekonomisine geçiş için gerekli olan kurumsal ve yapısal reformların
sürdürülmesi gerekmektedir.
Rusya'da ekonomik aktivitenin canlı olduğu, petrol gelirlerindeki
artışla birlikte dış dengenin güçlendiği görülmektedir. Ancak, emek
piyasasının sıkışık olması ve bazı sektörlerde kapasite limitlerine
yaklaşılması karşısında makroekonomik politikaların çevrimsel-yanlı
(procyclical) olması riski bulunmaktadır. Önümüzdeki dönemde para
politikasının enflasyonu düşürme hedefine göre belirlenmesi, maliye
politikasının ise ilave genişletici önlemler içermemesi önem taşımaktadır.
Dünya ekonomisinde gözlenen bu olumlu gelişmelere rağmen, aşılması
gereken üç temel sorun bulunmaktadır. Birincisi, önde gelen ekonomiler
arasındaki dengesizliklerin dünya ekonomisinin orta vadeli geleceği
açısından önemli bir risk oluşturmasıdır. ABD dolarındaki değer kaybına
rağmen, 2004 yılının ilk yarısında artmaya devam eden ABD'deki cari
işlemler açığının orta vadede GSYİH'nın yüzde 4'ünün üzerinde kalacağı
öngörülmektedir. Genel anlamda, bu küresel dengesizliklerin giderilmesi
için; ABD'de kamu maliyesinin güçlendirilerek iç tasarrufların artırılması,
Avrupa, Japonya ve diğer ülkelerde büyümeyi hızlandıracak yapısal
reformların gerçekleştirilmesi ve Asya'da da daha esnek bir döviz
kuruna geçiş için önlemlerin alınması gerekmektedir.
İkinci olarak, ekonomide esnekliği ve şoklara karşı dayanıklılığı
artıracak yapısal reformların hızlandırılması gerekmektedir. Bu yönde
sağlanacak gelişmeler ülkelerin, küreselleşmenin ve bilişim teknolojisindeki
ilerlemelerin yarattığı olanaklardan daha fazla yararlanmasına ortam
hazırlayacaktır. Verimliliğin artırılması bakımından piyasaların rekabete
açılması temel rol oynamaktadır.
Üçüncü olarak, dünya ülkeleri genelinde orta vadede kamu maliyesinin
güçlendirilmesi ihtiyacı devam etmektedir. Bu kapsamda, mali disiplininin
ve kamu borçlarının çevrilebilirliğinin sağlanması ve sağlık ve sosyal
güvenlik reformlarının gerçekleştirilmesi önem taşımaktadır.
İçinde bulunulan canlanma sürecinin yarattığı olanakların, bu sorunların
çözümüne katkı yapması beklenmektedir.
2. AVRUPA BİRLİĞİ VE EURO ALANI EKONOMİLERİNDE GELİŞMELER
Euro alanında canlanma beklenenden iyi olmakla birlikte, yeterince
güçlü değildir ve büyük ölçüde dış talebe bağlı olarak gerçekleşmektedir.
Sanayi üretimi ve iş aleminin güveni artarken, tüketici güveni ve
perakende satışlar geride kalmaya devam etmektedir. Ancak, euro alanı
geneline ilişkin büyüklükler, ülkeler arasındaki önemli farklılıkları
gizlemektedir. Bu kapsamda, iç talep Fransa ve İspanya'da güçlü, İtalya'da
zayıf bir artış gösterirken, Almanya'da durgun kalmıştır.
Önümüzdeki dönemde canlanmanın, iç talebin artan orandaki katkısıyla
güçleneceği tahmin edilmektedir. Bu süreçte, harcanabilir gelirdeki
yükselişe paralel olarak özel tüketimin ve şirket bilançolarında süregelen
yeniden yapılanmayla birlikte yatırımların artmasının etkili olacağı
beklenmektedir. Euro alanında GSYİH büyümesinin, 2004 ve 2005 yıllarında,
yüzde 2,2 olacağı ve işsizlikte marjinal bir azalma gerçekleşeceği
tahmin edilmektedir. Genel olarak, petrol fiyatlarındaki aşırı artış
ve euronun değerlenmesi, özellikle iç talebin zayıf olduğu ülkeler
için risk oluşturmaktadır. Başta İrlanda ve İspanya olmak üzere konut
fiyatlarındaki yüksek oranlı artışlar dikkat çekicidir.
2004 yılı başındaki yavaşlamadan sonra, yükselen enerji fiyatlarının
ve dolaylı vergilerin etkisiyle enflasyon, tekrar yüzde 2 seviyesine
yükselmiştir. Çekirdek enflasyon ise yüzde 1,75 seviyesinde istikrarını
korumuştur. Önemli boyutta atıl kapasite bulunması, euronun değerlenmiş
olması ve ücretlerin ılımlı seyretmesine bağlı olarak, 2005 yılında
enflasyonun tekrar yüzde 2'nin altına ineceği tahmin edilmektedir.
Bu süreçte Avrupa Merkez Bankasının para politikasını, iç talebin
yeterli bir düzeye ulaşmasını destekleyecek şekilde yürütmesi önem
taşımaktadır.
Bazı ülkeler, İstikrar ve Büyüme Paktının (İBP) öngördüğü bütçe açığı
limitlerini ihlal etmelerine rağmen, mevcut politikaları izlemeyi
sürdürmüşlerdir. Esasen mali durum uzun dönemde birçok ülke için sorun
teşkil etmektedir. Nüfusun yaşlanmasının, orta vadede etkisini hissettirecek
olması bu sorunu ağırlaştırabilecektir. Bütçe pozisyonu zayıf ve riski
yüksek olan ülkeler açıklarını tedricen aşağı çekecek politikaları
geliştirmek durumundadır. Birçok ülkede vergi oranlarında indirime
gidilmesi arzu edilmekte ancak, mali yapı güçlendirilmedikçe bu indirimlerin
telafi edici önlemlerle birlikte uygulanması büyük önem taşımaktadır.
Birçok ülke mali yapılarının güçlendirilmesine kendi istikrar programlarında
genel olarak değinmekle beraber, güçlendirme ihtiyacının önemli olduğu
bazı ülkelerde alınacak önlemler henüz ortaya konmamıştır. Üç büyük
ekonomiye bakıldığında, Fransa'da, yakın dönem bütçe hedeflerine büyük
ölçüde ulaşılacak olduğu görülmektedir. Almanya'da 2004 yıl sonu itibarıyla
sınırlı bir iyileşme beklenmekte ve 2005 yılı hedeflerine ulaşılabilmesi
için ek önlemlere ihtiyaç duyulmaktadır. İtalya'da ise, 2004 yılı
bütçe açığının GSYİH'nın yüzde 3'ünün altında kalabilmesi için önemli
önlemlere ihtiyaç vardır.
Avrupa Toplulukları Adalet Divanı, Avrupa Komisyonu ve AB Konseyini
karşı karşıya getiren, Almanya ve Fransa'nın İstikrar ve Büyüme Paktını
(İBP) ihlal edecek şekilde iki yıl üst üste yüzde 3'ün üzerinde bütçe
açığı vermelerinden dolayı bu ülkelere yaptırım uygulanması hakkındaki
davada Avrpa Komisyonunu haklı görmüştür. AB kamuoyunda, kredibilitesi
zarar görmüş olan İBP'de reform ihtiyacı konusunda artan bir mutabakat
bulunmaktadır. Önemli bütçe açıklarına sahip ve pazar ekonomisi disiplininden
uzak ülkelerin birliğe dahil olması dikkate alındığında, parasal birlik
açısından güçlü bir kamu maliyesi çerçevesine ihtiyacın sürdüğü görülmektedir.
2000 yılındaki Lizbon Zirvesinde alınan kararlar, yaygın olarak benimsenmesine
rağmen, aynı ölçüde uygulama olanağı bulamamıştır. Bu kapsamda AB,
2010 yılında dünyanın en dinamik ve rekabetçi ekonomisine dönüşme
hedefinden hala uzaktır. Finansal Hizmetler Eylem Planı ve Tek Pazar
gibi merkezi reformlarda önemli gelişmeler sağlanmış ancak ulusal
reformlarda özellikle de işgücü piyasaları reformunda gecikmeler yaşanmıştır.
Canlanma, bu konuda ilerleme için yeni fırsatlar sunmakta fakat reform
yorgunluğu belirtilerinin arttığı bir ortamda, yapısal reformların
ve mali güçlendirmenin eş anlı olarak gerçekleştirilmesinin doğuracağı
siyasi güçlükler bu süreci zorlaştırmaktadır.
TABLO: II. 2- Bazı Avrupa Birliği Ülkelerine İlişkin Temel Göstergeler
|
|
2002
|
2003
|
2004(1)
|
2005(1)
|
|
BÜYÜME (Yüzde Değişme )
|
|
|
|
|
|
|
|
|
0,8
|
0,5
|
2,2
|
|
2,2
|
|
|
Almanya
|
0,1
|
-0,1
|
2,0
|
|
1,8
|
|
|
Fransa
|
1,1
|
0,5
|
2,6
|
|
2,3
|
|
|
İtalya
|
0,4
|
0,3
|
1,4
|
|
1,9
|
|
|
İngiltere
|
1,8
|
2,2
|
3,4
|
|
2,5
|
|
|
İspanya
|
2,2
|
2,5
|
2,6
|
|
2,9
|
|
|
İŞSİZLİK (Yüzde )
|
|
|
|
|
|
|
|
EURO ALANI
|
8,5
|
8,9
|
9,0
|
|
8,7
|
|
|
Almanya
|
8,7
|
9,6
|
9,7
|
|
9,5
|
|
|
Fransa
|
8,9
|
9,4
|
9,4
|
|
9,0
|
|
|
İtalya
|
9,0
|
8,7
|
8,3
|
|
8,2
|
|
|
İngiltere
|
5,2
|
5,0
|
4,8
|
|
4,8
|
|
|
İspanya
|
11,4
|
11,3
|
11,1
|
|
10,3
|
|
|
TÜKETİCİ FİYATLARI (Yüzde Değişme)
|
|
|
|
|
|
|
|
AB
|
2,2
|
2,0
|
2,2
|
|
2,0
|
|
|
EURO ALANI
|
2,3
|
2,1
|
2,1
|
|
1,9
|
|
|
Almanya
|
1,3
|
1,0
|
1,8
|
|
1,3
|
| |