1961 anayasasının 41. ve 129 maddeleriyle Türkiye'nin İdari yapısına planlı kalkınma yöntemi kurum olarak getirilmiştir. 91 sayılı Kanunla Devlet Planlama Teşkilatı kurulmuş, zaman içinde hukuki ve idari yapısı oluşturulmuştur.
1982 anayasası, planlı kalkınma yöntemini esas olarak devam ettirmiştir. Bu dönemde yapılan kanuni düzenlemelerle Devlet Planlama Teşkilatının (Türk plancılığının) hukuki ve idari yapısında, kalkınma politikalarında meydana gelen değişiklikler doğrultusunda düzenlemeler yapılmasına çalışılmıştır.
Planlı kalkınma yöntemine yöneltilen
eleştirilere, ülke ve dünya şartlarındaki değişikliklere karşılık; ülkenin
ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmasının geleceği için, kalkınma planlarıyla
elde
edilebilecek kaynak kullanımında
etkinlik, düzen, koordinasyon, ileriye yönelik stratejiler gerçeği de
inkar edilmemektedir. Dolayısıyla,
bu hızlı değişim şartlarında, demokratikleşmenin arttığı
bu dönemde, Planlama Teşkilatı
ülke ve dünya şartlarındaki değişiklikleri önceden tahmin edebilen,
takip edebilen, katılımı sağlayabilen,
hukuki ve idari bir yapıyla desteklenmesi, sürekli olarak takip edilmesi
gerekli
bir husus olarak Türkiye'nin gündeminde
kalacaktır.
Bu çalışmanın amacı, ülkemizin
gelecekteki ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmasını da
yönlendirecek olan “Planlamanın",
mevcut hukuki ve idari yapısının kendisini yenileyerek, daha hızlı, daha
etkili ve daha verimli hale getirilmesinde kullanılabilecek, önemli boyutları
tespit eden bir değerlendirme ortaya koymaktadır.
Çalışmada, Planlamasının hukuki
ve idari yapısında geleceğe dönük düzenlemeler yapılması gerektiği tezinden
hareket edilmiştir. Çalışmanın sonucunda geçmiş uygulama sonuçları da dikkate
alınarak,
tezi destekleyecek çözüm önerileri
geliştirilmiştir.