Tezin amacı; gelir dağılım eşitsizliğinin
sosyo-ekonomik özelliklerini ortaya çıkarmaktır. Bu tez
temelde üç çalışma alanından oluşmaktadır,
yoksulluğun ölçümü ile ilgili yeni bir yaklaşım sunumu, yoksulluğun sayısal
görünümü ve yoksulluğun sosyal yapı ile ilişkisi. Çalışmada tüketim harcamasına
göre yoksulluk oranı hesaplanmıştır. Bu yaklaşım Türkiye’de ilk kez sergilenmektedir.
Bu yaklaşımda tüm tüketim kalıbı dikkate alınmaktadır, dolayısıyla yoksulluk
oranı asgari beslenme standartına göre hesaplanan yoksulluk oranından daha
gerçekçi ve daha kapsamlı olarak hesaplanabilmektedir. Çalışmada yoksulluğun
sayısal görünümü bölgesel bazda ve yıllar arasındaki değişimi olarak
verilmiştir. Yoksulluğun sosyal
yapı ile ilişkisi ise gelir dağılımı yapısı, bazı demografik göstergeler,
cinsiyet, eğitim, istihdam, sosyal güvenlik ve kayıt-dışı ekonomi değişkenleri
kullanılarak verilmeye çalışılmıştır. Asgari beslenme standartına göre
mutlak yoksulluk 1987-1973 arası %32,01’den
%14,24’e düşmüştür. Göreceli yoksulluk
(en alt %40’lık gelir grubuna göre) azalmıştır. Bu grubun
geliri 3 puan artmıştır. Ortalama
gelire göre göreceli yüksulluk %47,62’dir. Türkiye’de 1987 yılında
her 100 kişiden 14’ü asgari beslenme
standartının, 24’ü asgari tüketim kalıbının, 47’si ortalama
tüketim kalıbının ve 30’u ise
ortalama gelirin yarısının altında yaşamaktadır.
Bölgesel gelir dağılımı eşitsizlikleri
yoksulluğun önemli bir göstergesi ve aynı zamanda etkenidir. Kentlerde
mutlak yoksulluk 1973-1987 arasında %21,89 artmıştır. En üst ve en alt
gelir gruplarının ortalama gelir farkı 10 kattır. Geri kalan %70’lik nüfusun
ortalama gelirinin yoksul grup ortalama
gelirine olan yakınlığı düşük
gelirli yaşamın yaygınlığını göstermektedir. Yoksulların büyük bölümü (yaklaşık
%70’i) kadınlardan oluşmaktadır. Yoksulluğun ana kaynağı tarımsal yapıdadır.
(Yoksulluğun %70’i)
İşsizlik oranın artması ve ücretli
çalışanların istihdam içindeki azlığı yoksulluk ve istihdam arasında yapısal
bir ilişkinin olduğuna işaret etmektedir. Çalışanların eğitim seviyeleri
oldukça düşüktür.
İşgücünün yaklaşık %80’i eğitimsiz
ve en düşük iki eğitim seviyesindedir. Sosyal güvenlik ağının toplumun
her kesimini kapsamaması ve bu hizmetlerin yetersizliği yoksulluğu pekiştiren
bir etkendir.
Yukarıda belirtilen olumsuz sosyal
koşulların iyileştirilmesi ekonomik politikalar belirlenirken alt gelir
grupları hesaba katılmasına bağlıdır. Ülke kaynaklarının üretici faaliyetlere
yönlendirilmesi
gerekmektedir.