EKER, Mehmet Metin. Çok taraflı ticaret sistemi, yeni korumacılık ve Türkiye.
Ankara: DPT.İPGM, Ekim 1993.
157s.     tab.     (DPT.2330-İPGM.436)
Bibl.: s.152.155.
1. Serbest ticaret ve korumacılık - Koruma     2. Ticari politika



Mal ve hizmet ticaretinin artmasının ve özellikle uluslararası yatırım, mali bütünleşme, ürün yenileme
ve teknoloji transferinin dinamiklerinin etkisiyle, piyasalar giderek daha çok birbirine bağımlı hale gelmekte ve küreselleşmektedir. Bu süreç geçen onyıllarda tedricen gelişme kaydetmiş ve ekonomik büyüme ile değişen ticaret paternlerini de etkileyen iletişim ve enformasyon altyapısının ilerleme göstermesiyle hızlanmıştır.

Küreselleşme sürecinin önemli bir aktörü dünya ölçeğinde üretim ve pazarlama yapan, stratejik
ittifaklar oluşturan çokuluslu şirketlerdir. Bu sürecin bir diğer asli unsuru ise hükümetlerdir
(ulus-devlet). Hükümetler, bu gelişmelerle eş zamanlı bir biçimde, sanayi ve ticaret politikaları
alanında daha akitf bir rol oynamaya başlamışlardır. Bu rol alış, genellikle iç endüstrilere rekabet üstünlükleri yaratmaya dönüktür. Teknoloiji- yoğun ürünlerin üretiminin önemli yan faydalar
(spill-over) yarattığı, istihdam sağlayıp güçlü, rekabet edebilir endüstriler kurulmasına yardımcı
olduğu inancıyla, hükümetler sübvansiyon ve AR-GE programları kanalı ile bu tip endüstrileri
destekleme yoluna gitmektedirler.

Dünya ticaretinde ortaya çıkan yeni sorunlar, yüksek teknoloji ürünleri ve hizmet ticaretinin artan
önemi, yeni ve stratejik sektörlere hükümetlerin sağladığı doğrudan ve dolaylı destekler,
küreselleşen şirketlerin endüstriyel organizasyonu, pek çok yeni politika alanı doğurmuştur.
Yine, milli-yabancı ya da iç-dış piyasa ayırımlarına dayalı olan geleneksel ticaret teorisi ve çok
taraflı ticaret sistemi; endüstri-içi ve firma-içi ticaretin büyük boyutlara ulaşmasıyla yeni bir
belirsizlikle karşı karşıya kalmıştır.

On yılı aşan bir süredir liberal politikalar uygulamakta olan ve serbest piyasa sistemini kurmaya
çalışan Türkiye, bu çerçevede benimsediği ihracata dönük büyüme stratejisine hayatiyet
kazandırmak üzere dış ticaretini de serbestleştirmiştir. 1980'li yılların başlarından itibaren ihracat
çeşitli araçlarla doğrudan ve dolaylı olarak desteklenmiş, ithalatla ilgili engeller de büyük ölçüde azaltılarak serbestleşme sağlanmıştır.

Yukarıda ana hatları ile özetlenen uluslararası ekonomik yapılanmanın ortaya çıkardığı yeni sorunlar, Türkiye'de bazı önemli makroekonomik olaylar ve politika tercihlerinin yapıldığı bir zamana
rastgelmiştir. Bunlardan bazıları, ihracatın, 1980'li yılların sonlarından itibaren, giderek daha az
oranlarda artması, imalat sanayii yatırımlarında planlanan gelişmenin sağlanamayışı, yüksek
enflasyon oranının kronik bir sorun haline gelmesidir. Dış ticaret bakımından önemli sayılabilecek gelişmeler, ihracata dönük doğrudan teşviklerin uluslararası anlaşmalar gereği tedricen kaldırılması; GATT ve AT'la ilgili yükümlülükler dolayısıyla koruma oranlarının ve ithalatla ilgili diğer kısıtlamaların önemli ölçüde azaltılması; en önemli ve son bir karar olarak, AT'la 1995'te gümrük birliğine gidilmesi hedefi çerçevesinde Tek Vergi Sistemi'ne geçilmesidir. Bütün bu gelişmeler, Türkiye'nin bundan
sonrası için ticaret ve sanayi politikalarında önceliklerini yeniden belirleme ve gerekli önlemleri
almasını gerektirmektedir.

Bu çalışmada, mevcut uluslararası çok taraflı ticaret sisteminin temel özelliklerinin incelenmesi ve
ticaret politikaları ile ilgili olarak ortaya çıkan yeni eğilimlerin, özellikle yeni korumacılık eğiliminin
tesbiti birincil amaçtır.


© DPT.YBM, 1998
"http://www.dpt.gov.tr/dptweb/ekutup98/uztez/ekermm.html"