Uygulanan bu politikalar mali kesimde
de etkisini göstermiş, fınansal sektörde egemen durumda
bulunan bankalara alternatif olarak
hizmet veren uzman kredi kuruluşları oluşturulmaya başlanılmıştır. Uluslararası
finans piyasalarında yer alan finansal tekniklerin bir çoğu halen ülkemizde
bulunmamakla beraber "Finansal Kiralama" 3226 sayılı Kanunla 1985 yılında,
"Factoring" özel bir mevzuat
düzenlemesi dahi olmadan 1988
yılında kendiliğinden uygulamaya konulmuştur.
Finans piyasasında rekabet yaratılarak
finansal kiralama ile yatırımlara, factoring ile de ticarete
daha ucuz ve daha çok kaynak sağlanılması,
bunun sonucunda da sanayi ve ihracatın geliştirilmesi
ve istihdam olanaklarının artırılmasına
katkıda bulunulması beklenilmektedir.
Öte yandan, Devletin ekonomik hayata
müdahalesinin azaltılması amacı doğrultusunda kendisine tanınan bir takım
muafiyet ve istisnaların kaldırıldığı KİT'ler rekabete dayalı piyasa şartlarına
gerektiği
gibi uyum sağlayamamışlardır.
Aşırı istihdam, eski teknoloji kullanımı gibi yapısal sorunların yanısıra;
uluslararası hukuk, ticaret yöntemleri, yabancı finansman kuruluşları ve
finansman teknikleri gibi konularda bilgi sahibi elemanlara da yeterince
sahip olmamaları nedeniyle KİT'ler finansman
ihtiyaçlarını yüksek faizli iç
ve dış banka kredileriyle karşılamışlardır. KİT'ler kullandıkları bu kısa
vadeli ve yüksek maliyetli ticari
banka kredileri ile önemli derecede borç ve faiz baskısı altına girmişlerdir.
Bu çalışmada öncelikle finansal
kiralama ve factoring işlemleri tanıtılmış, 1987-1991 yılları itibariyle
KİT'lere finansal açıdan bakılmış, KİT yatırımlarının ticari banka kredileri
yerine finansal kiralama
ile finanse edilmesi, alacaklarının
ise factoring işlemi ile nakite çevrilmesi sonucunda bilançolarının
ne kadar likit olacağı rasyo analizi
ile test edilmiştir.
Karlı, verimli ve rasyonel bir
alacak politikasına yeterince sahip olmayan KİT'ler yetersiz sermaye
yapıları nedeniyle gerekli teknolojik
yatırımlarını da yapamamalarından dolayı bu finansman
tekniklerinin sözü edilen dönemde
bilançolar üzerinde uygulanması sonucunda bilançoların likidite
ve borç/aktif yapısında, önemli
bir değişiklik gözlenememiştir.