Yirminci yüzyılda kağıt para, faizli
finans müesseseleri ve kaydi para, açık bütçe finansmanı ve enflasyon,
kredi ağırlıklı çalışan üretim ve ticaret şirketlerinin oluşturduğu batı
tipi iktisadi düzen karşısında İslam iktisatçıları başta para ve faiz olmak
üzere bu iktisat kuramını eleştirip faizsiz
plasman usulleriyle çalışan kar
ve zarara ortaklık ilkesine dayalı muhtelif müesseseleriyle bütün
bir alternatif iksitadi sistem
tasarımına gitmişlerdir.
Teorik kökenleri İslam mirasına
dayalı bu yeni model çeşitli ülkelerde İslam Bankaları, İslam
dayanışma ve yatırım şirketleri,
mudaraba sertifikaları gibi islami sermaye piyasası araçları ve uluslararası
bir kuruluş olarak da İslam Kalkınma Bankası ile pratik hayata geçmeye
başlamıştır.