Eğitim sisteminin toplum içinde yöneldiği iki ana gaye vardır: üretim ve tüketim. Her ülkenin eğitim sisteminin içinde bu amaçlar farklı ağırlıklar ve önceliklerde mevcuttur. Tükecici eğitim, bireylerin daha iyi bir vatandaş olmalarını sağlamak için verilen temel bilgilerin eğitimidir. Üretici eğitim ise, eğitilenlerin üretim faktörlerini daha etkili biçimde kullanmalarına ve böylece üretimde olumlu gelişmeleri sağlayacak biçimde yetiştirilmelerine yöneliktir.
Türkiye’de Cumhuriyetten bu yana, özellikle planlı dönemde, eğitime özel bir ağırlık verilmiştir. Ancak ekonomik şartlardan bağımsız olarak eğitime verilen bu ağırlık, özellikle genel nitelikteki örgün eğitimin oldukça büyük bir hızla gelişmesine yol açmış, ayrıca büyük ölçüde sosyal talebin oluşmasını şartlandırmıştır.
Çalışmanın muhtevasında değinilen başka
konular şöylece özetlenebilir. İkinci bölümde eğitimde karşılaşılan problemler
irdelenmekte, üçüncü bölümde eğitim sisteminin başlıca ögeleri üzerinde
durulmaktadır. Dördüncü bölümde ise eğitimin ekonomik değeri ve “beşeri
sermaye” kavramı üzerinde son yıllarda ortaya atılan görüşlerin vardığı
sonuçlar incelenmektedir. Beşinci bölümde Türkiye’de eğitim sisteminde
karşıla?ılan başlıca problemler ve bunların işgücü ve istihdamla münasebetleri
ele alınmaktadır. Altıncı bölümde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde
yaygın eğitim ve Türkiye’de yaygın eğitimin gelişememesinin sebepleri tartışılmakta,
yedinci bölümde de başlıca bulgular
üzerinde durulduktan sonra Türkiye’deki eğitim sistemini daha verimli kılacak
bir sistem teklifinde bulunulmaktadır.