Modelin amaç forksiyonu, planlama
döneminde gerçekleştirilecek iskonto edilmiş tüketim malları
hasılası toplamını maksimize etmek
olup, uzun dönem büyüme politikasında dinamik bir doğrusal programlama
modeli ile tüketim yatırım malları sektörleri arasındaki ilişkilerin analizi
yapılmaktadır.
Model çözümünün kabul edilebilirliğini
sağlayabilmek için ayrıca, kişi başına tüketimin ve işsizlik
oranının başlangıç yılı düzeyinin
altına inemiyeceği ile sektörel yatırımların pozitifliği koşulları
getirilmiştir.
Alternatif çözüm sonuçları beş
grup halinde değerlendirilmiştir. Birinci alternatifte gayri safi
yurtiçi hasıla yılda ortalama
yüzde 5.8 oranında artmakta, 1979 fiyatlarıyla ihtiyaç duyulan
15.7 trilyon TL.lik yatırımın
yüzde 76.1 inin yatırım malları sektörüne tahsisi gerekmekte;
88.6 milyar dolarlık dış kaynağa
ihtiyaç duyulmakta ve 2000 yılında 23.5 milyon kişiye
istihdam imkanı sağlanırken, amaç
fonksiyon değeri 21.3 trilyon TL.na ulaşmaktadır.
İkinci alternatifle daha çok istihdam
daha yüksek yatırım ve dış kaynağa ihtiyaç doğmakta
olup, tüketim malları hasılası
azalırken yıllık ortalama hasıla artışı yüzde 6.8'e yükselmektedir.
Üçüncü seçenekte yıllık hasıla
artış hızı yüzde 7'ye ve diğerlerine göre en yüksek istihdam
seviyesine ulaşırken, objektif
forksiyon değeri, en düşük değerini almaktadır. Dördüncüde,
birinci alternatife göre Dış Kaynak
Girişi/Yatırım Malları Hasılası nisbeti çözümün son
dönemleri için azaltıldığından,
dış kaynak ihtiyacı ve yatırımın artmasına karşılık
istihdamda değişiklik olmamakta
ve tüketimde iyileşme görülmektedir. Beşinci
seçenekte ise, ikinciye göre daha
çok dış kaynak girişine imkan sağlanmıştır.
Bu durumda yatırım ihtiyacı azalmakta
ve objektif fonksiyon değeri yüzde 20
dolayında artmaktadır.
Tüketim maksimizasyonunu amaçlayan
bir refah fonksiyonunun varlığında tüketim-istihdam
ilişkisi araştırıldığında, daha
hızlı büyüme ve yüksek istihdam için tüketimden feragat
edilmesi gereği ortaya çıkmaktadır.
Modelin çözüm sonuçları yüksek istihdam ve hızlı
büyümenin, düşük tüketim ve daha
fazla dış kaynağa ihtiyaç olduğunu göstermektedir.
Yine dış kaynak girişinin kolaylaşması,
istihdamda değişme olmaksızın tüketimi
artırabilmektedir.